Anaxagoras'ın Bilimsel Çalışmaları
Astronomi: Anaxagoras Güneş ve yıldızların canlı varlıklar olmadığının, maddi cisimler olduğunun bilincindeydi. Güneş ve yıldızların ışık kaynağı olduğunu saptadı.
Ona göre Güneş akkor haline gelmiş metaldi. Ay’ın aydınlık yüzünün daima Güneş’e dönük olduğunu gözledi ve bu gözlemden şu sonucu çıkardı: Ay, soğuktur ve ışığını Güneş’ten alır. Bu bilgiye dayanarak Ay’ın safhalarını doğru olarak açıkladı.
Ay ile Güneş’in hareketlerinin ilişkili olduğunu belirledi. Bu ilişkinin Ay’ın safhalarının bir düzen içinde gerçekleşmesinin nedeni olduğunu söyledi.
Ay ve Güneş tutulmalarının nedenini doğru izah etti. Güneş’in dönencesini havanın direnci ile açıkladı. Ona göre, Güneş hareket ederken havayı sürükler. Bu nedenle Güneş’in hızı azalır ve geriye döner. Ay’ın da dönenceleri vardır ve bunun da nedeni hava direncidir. Fakat ay soğuğa Güneş kadar egemen olamadığı için, yörüngesinde daha sık döner.
Anaxagoras Ay ile Dünya’nın aynı maddelerden meydana geldiğine, fakat Ay’ın daha sıcak olduğuna inanırdı. Dünya’da olduğu gibi Ay’da dap ve vadiler olduğunu söyledi.
Ona göre göktaşları gökyüzünde dönerek hareket eden taş kütlelelerinin parçalarıdır. Güneş bu taş kütlelerinin en büyüğüdür. Bu düşüncesini ” Güneş Pelopones’ten daha büyüktür, ” diye ifade etti.
Güneş ve Ay, yıldızların altındadır. Yıldızların altında onlarla beraber dönen başka cisimler de vardır. Fakat bu cisimleri göremeyiz. Ay, Güneş’in altındadır ve bize daha yakındır. Yıldızların yörüngesi Dünya’nın altından geçer. Yıldızlar Dünya’dan çok uzaktadır. Güneş’ten daha az sıcaktır. Çünkü soğuk bölgeleri vardır.
Anaxagoras Samanyolu’nun yapısı hakkında bir teori geliştirdi. Bu teoriye göre, Güneş ışınları bazı yıldızların görülmesini engeller. Güneş yörüngesinde hareket ederken Dünya’nın altından geçer. Bu geçişi sırasında Dünya, Güneş’in ışınlarının bu yıldızların ütüne düşmesini önler ve bu yıldızların ışığı görülür. Samanyolu bu yıldızların ışığıdır.
Anaxagoras’ın depremi açıklayan teorisi şöyledir: ” Dünya’ya alt tarafından destek olan hava ısınırsa Dünya’ya çarpar. Bu çarpma sonucunda Dünya denizdeki gemi gibi sallanır. Deprem bu hareketin sonucudur.”
Jeoloji: Anaxagoras’a göre Dünya’nın yüzeyi gözeneklidir. Yüzeyin altında boşluklar vardır. Bu boşluklar suyla doludur.
Denizler başlangıçta ya yeryüzündeki sulardan ya da güneş ısısının yerküresinin içindeki suyu çekmesiyle oluşmuştur. Bu suyun bir kısmı buharlaşma geriye kalan su tuzlu oldu ve acılaştı. Bazı kaynaklara göre Anaxagoras deniz suyunun tuzlu ve acı olduğunu şöyle açıklamış: ” Çeşitli tuzlar ve tadı acı olan maddeler ihtiva eden topraktan süzülen su, bu tuz ve maddelerin etkisiyle tuzlu ve acı bir tat kazandı. Anaxagoras’ın bu iki açıklamayı birleştirmiş olması olasıdır. ”
Aristotales’e göre Anaxagoras depremi Dünya’nın yapısını göz önüne alarak açıklamıştır: ” Dünya’nın bir alt yüzü bir de üst yüzü vardır. Üst yüzdeki gözenekleri yağmur tıkar. Alt yüzdekiler açıktır. Alt taraftan giren ateş ve hava boşluklarda sıkışır ve deprem meydana gelir. ”
Aetius ise Anaxagoras’ın deprem teorisini şöyle açıklar: ” Hava dünyanın alt tarafından boşluklara girer, sıkışır ve yüzeyi zorlar. Yüzey genişleyemedipi için çevresini sallar. ”
Meteoroloji ve hidroloji: Anaxagoras rüzgârın meydana gelişini Anaximenes’in ” yoğunlaşma-seyrekleşme ” teorisini değiştirerek açıkladı. Ona göre rüzgâr, havanın Güneş’in etkisiyle seyrekleşmesinin sonucudur. Yoğunlaşma, rüzgârı meydana getirmez.
Anaxagoras’a göre, şimşek, yıldırım ve gök gürlemesi, gökyüzünün yukarı parçasından aşağı doğru akan ateşin havanın soğuk bölgelerinde yarattığı olaylardır. Ateş bulutun içinden gerçekten oluşan ışık, yıldırımdır. Gök gürlemesi, ateşin bulutun içinde sönerken çıkardığı sestir. Diğer meteorolojik oalyları akan ateşin miktari belirler.
Anaxgoras dolunun oluşumunu şöyle açıklar: Bir bulut yükselir ve yeryüzünden yansıyan güneş ışınlarının ulaşamadığı ve bu nedenle sıcaklığın düşük olduğu bir bölgeye ulaşırsa dolu meydana gelir. Dolu donmuş sudur. Dolu yağışı, yazın ve sıcak bölgelerde sık görülür. Çünkü ısı bulutların çok daha fazla yükselmesine neden olur.
Gökkuşağını ise şöyle açıklar: Gökkuşağı Güneş’in bulutlardaki yansımasıdır. Ona göre gökkuşağı yağmur ve fırtınanın işaretidir.
Anaxagoras’a gmre nehirlerin kaynağı yeryüzünün altındaki boşluklarda bulunan su ile yağmudur.
Ona göre yaz aylarında Nil nehrinin taşmasının nedeni Etopya dağlarındaki karların erimesidir.
Biyoloji: Anaxagoras, yaşamın nem su ve ısıdan oluştuğunu kabul etti. Bilimsem düşünceden önce var olan ve iyonlalıların rasyonelleştiği bu inancı sürdürdü ve sistemine dahice adapte etti.
Anaxagoras’a göre hava basit bir cisim değildir. Bitki, haycan ve cansız cisimleri oluşturan tüz tözlerin birleşimidir. Bu nedenle hava her şeyin tohumunu ihtiva eder. Bu tohumlar suyla birleşerek bitki ve hayvanları meydna getirirler. Bitkiel ve hayvansal hayat ilk kez sıcak, soğuk ve toprak içeren tohumlardan oluşur. Daha sonra birbirinden türerler. Erkekler tohum, dişiler döllenme alanı oluştururlar.
Anaxagoras’a göre bazı hayvanlar ve kuşlar ağızları ile çiftleşirler. Aristotales bu fikirle alay etmiştir. Anne, toprak gibi besin kaynağıdır. Besin embriyoya göbek bağı ile iletilir.
Önce beyin gelişir. Çünkü duyular onda türer. Kol ve bacakların oluşumunun nedein dâhili ( iç ) ateştir. Kuşların yumurtalarının akı embriyonun besinidir. Anaxagoras’a göre solunum tüm varlıklar için geçerlidir. Aristotales’a göre, bu genel teori, onun balıkları incelemesine neden oldu. Bu incelemeler sonunda balıkların solungaçları ile suyu dışarı attığını, ağızlarındaki havayı soluduklarını ve böylece boşluk meydana gelmediğini ileri sürdü.
Anaxagoras’a göre bitki toprağa bağlı bir canlıdır. Yiyecekleri için toprak, meyvelerinini meydana gelmesi için güneş temel faktördür. Yani güne, baba; toprak, annedir. Bitkiler akıllıdır. HÜzün ve neşeyi hissederler. Kanıt olarak bitkilerin kışın yapraklarını dökmelerini gösterir.
Anaxagoras canlı varlıklarda ” nous ” bulunduğuna inanırdı. Ona göre nous bütün canlılarda aynıdır. Canlılardaki zekâ farklılığının nedeni sadece beden yapılarıdır. Yani bütün canlılarda aynı olan nous, bazı bedenlerde kendini daha fazla gösterebilir. İnsan hayvanların en zekisidir. Bunun nedeni daha iyi bir tür nous’a sahip olması değil, sadece ellerinin olmasıdır.
Tıp ve anatomi: Anaxagoras tıp ve anatomi konularında da çalışmış ve araştırmalar yapmıştır. Hayvanların anatomisini incelemiş, onların üzerinde deney yapmıştır. Beyin üzerinde disseksiyon yaptı ve yan ventrükülleri ( yan odacıkları ) saptadı. Bir koçun kafasında yaptığı disseksiyonla ilgili bir anekdot anlatılır. Bir gün Perikles’e tek boynuzlu bir koç getirmişler. Lahin lampon koçun alnının ortasından çıkmış olan kuvvetli ve sağlam boynuzu görünce şöyle demiş: ” Bu koç Perikles’in siyasal zerfer kazanacağının işaretidir. ” Anaxagoras ise boynuzu kesmiş, beynin kafatasından taşıp boynuzun kökünün bağladığı yere doğru kaydığını göstermiştir. Orada bulunan halk Anaxagoras’a hayranlık duymuş. Bir süre sonra Perikles iktidara geçince halk kâhin lampon’u alkışlamış.
Anaxagoras hastaların patolojisini de inceledi. Ona göre akut hastalıkların nedeni safranın kana karışması veya organların içine sızmasıdır. Anaxagoras’a göre ses nefesin katı bir cisme çarpıp yansıması ile oluşur. Yansıyan ses kulağımıza eriştiği zaman işitiriz. İşitme sesin beynin içine girmesiyle meydana gelir. Görme gözün pupilasındaki yansımasının sonucudur. Eğer gözün rengi ile bakılan rengi aynı ise yansıma olmaz, insanlar karanlık görür. İnsanların çoğunun göz rengi koyu olduğu için gece zor görür gündüz iyi görürler. [ Burnet(2), Freeman(5), Sarton(15), Hull(16) ]
Kaynakça
(2) Burnet J., Early Greek Philosophy, London, 1975.
(5) Freeman K., PreSocratic Philosophers, Oxford, Basil Blackwell, 1966.
(15) Sarton G., A History of Science, The Norton Library, 1970.
(16) Hull, L. W., History and Philosophy of Science, 1960.
İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar:
Yazının Etiketleri: Anaxagoras, Anaxagoras'ın Bilimsel Çalışmaları, her



ii gıbı be by