Atomcu Felsefe
İlkçağ kaynakları Atomcu felsefenin kurucusunun leukippos olduğu konusunda görüş birliği içindedir. Bu kaynaklara göre, Leukippos’un öğrencisi olan Demokritos, hocasının kuramını aynen korumuş, kuramu ayrıntılı bir sistem haline getirmiş, çeşitli konulara uygulamış, yazdığı çok sayıda kitapla kuramın yayılmasını ve tanınmasını sağlamıştır.
Leukippos’tan günümüze şöyle bir cümle ulaşmıştır: ” Hiç birşey rasgele meydana gelmez. Her şeyin bir nedeni vardır ve bir zorunluluğun sonucudur. ” [ Freeman(6) ] Demokritos’un eserlerinden atom kuramı ile ilgili olanlar günümüze ulaşmamıştır. Günümüze ulaşanlar duyular ve ahlakla ilgilidir. Bu nedenle iki filozofun atom teorisini açıklarken Aritos ve diğer ilkçağ felsefe tarihçilerinin ikinci elden açıklamalarına dayanmak zorundayım. [ Barnes (1), Denkel(3) ]
Bu tarihçilerden Simplicius diyor ki: ” Leukippos, Parmenides‘in felsefesine bağlıydı. Fakat varlığı açıklamada Parmenides ve Ksenofans’in izlediği yolu takip etmedi. Tam tersi bir yol izledi. Onlar bütünü ( bir tek ), hareketsiz, yaratılmamış kabul ettiler. Var olmayanın araştırılmasını yasakladılar. Fakat Leukippos sürekli hareket eden, sayısız elemanların ( öğe ), atomların var olduğunu söyledi. Bunların sonsuz sayıda biçimleri olduğunu, çünkü bir atomun şu ya da bu biçimi taşımasının bir gerekçesi olamayacağını öne sürdü.
O, nesnelerde oluş ve sürekli değişim gözledi. Ayrıca var olmayanın da tıpkı var olan gibi gerçek olduğunu, nenelerin var olmasına her ikisinin de neden olduğunu öne sürdü. Atomların tamamen dolu olduğunu, var olan olduklarını, boşluk içinde hareket ettiklerini, var olmayan adını verdiği boşluğun var olan kadar var olduğunu söyledi. [ Barnes(1), Denkel(3), Kranz(22) ]”
Atomcu felsefenin başlıca kaynağı olan Aristo(14), Leukippos ve Demokritos’un felsefeleri hakkında şöyle diyor: ” Leukippos ve meslektaşı Demokritos ise sırasıyla Varlık ve Varolmayan diye adlandırdıkları Dolu Olan ve Boş Olan’ın öğeler olduğunu söylemektedirler. Dolu Olan ve cisim, Varlık; Boş olan, var olmayandır. Bundan dolayı da onlar varlığın var olmayadan daha fazla var olmadığını söylemektedirler; çünkü cisim, Boş Olan’dan daha fazla var değildir. Onlar bunları şeylerin maddi nedenleri olarak almaktadırlar ve nasıl ki ( tözün ) tek olduğunu kabul ederler, seyrek ve yoğun olanı değişimlerin ilkeleri olarak kabul ederler, seyrek ve yoğun olanı değişimlerin ilkeleri olarak ortaya koyup bütün diğer şeyleri bu tözün değişimleri ile meydana getiriyorlarsa, aynı şekilde bu filozoflar da, öğelerin farklılığın, bütün diğer niteliklerin nedenleri olduğunu söylemektedirler. Çünkü onlar varlıkların farklılıklarının “ oran “, ” temas ” ve ” dönüş “ten ileri geldiğini söylemektedirler. Şimdi bunlardan ” oran ” biçim; ” temas ” sıra ve ” dönüş ” durumdur. Hareket sorununa -varlıkların hareketi nereden ve nasıl aldıkları sorununa- gelince diğerleri gibi bunlar da onu sessiz geçiştirmişlerdir. ”
Simplicius, Aristotales’in ” Demokritos Üstüne “ adlı kayıp yapıtından bir alıntı vermiştir. Bu alıntıya göre, Demokritos şeylerin küçük tözlerden oluştuğunu, sayılarının sonsuz olduğunu, boyları sonsuz bir mekanda bulunduklarını düşündü. Bu yeri ” Boşluk “, ” varolmayan ” ve ” sonsuz ” diye adlandırdı. Tözlere, ” şey “, ” sıkıca dolu olan ” ve ” varolan ” adlarını verdi. Tözlerin ( atomların ) duyularımızca, kavranamayacak ölçüde küçük olduklarını, biçimlerinin değişik, büyüklüklerinin farklı olduğunu ileri sürdü. Gözle görülen ve duyularla algılanan cisimlerin, öğelerin ( atomların ) birleşmesiyle olştuğunu söyledi. Ona göre atomlar biçimleri benzemediği için ve daha önce belirtilen ayrılıklardan dolayı çatışır ve rasgele hareket eder. Rasgele hareket ederken atomlar çarpışır, birbirine takılır ve sıkı sıkıya yapışırlar. Fakat tek bir varlığa dönüşmezler. Çünkü iki ya da daha çok şeyin bir tek şeye dönüştüğünü söylemek safdillik olur. Demokritos’a göre atomların bir süre bir arada kalmalarının gerekçesi, onların karşılıklı kenetlenme ve sarılmalarıdır. Çünkü bunların kimileri sivri, kimileri kancalı, kimileri içe bükük, kimi dışa büküktür. Aralarında sayısız farklar vardır. Ona göre atomlar birbirine yapışır ve çevreden gelen daha büyük bir kuvvet onları sarıp dağıtana kadar öylece kalırlar. [ Barnes(1), Denkel (3) ]
Yukarıda örnekleri verilen kaynaklara dayanarak Leukippos ve Demokritos’un atom teorisi bir bütün olarak aşağıdaki gibi özetlenebilir:
Atom teorisinin dayandığı temel önermeler şunlardır:
- Varlık boşluğu dışlar.
- Hareket vardır ve boşluk olmadan hareket de olmaz.
- Varlığın yanı sıra varlığın içinde hareket ettiği bir boşluk da vardır.
- Varlığın içinde hareket olanaksızdır.
Varlık ( bir tek ) değildir. Sonsuz sayıda cisimden oluşmuştur. [ Denkel(3), Freeman(6) ]
Bu cisimlere, sözcük anlamı bölünemez ( kesilemez ) olan Atoma adı verilmiştir.
Atom sayısı sonsuzdur, sonsuz küçüktürler. Bu nedenle duyularla algılanamaz. Doğrudan doğruya gözlenemez. Atomları akılla anlayabiliriz ve ancak düşünebiliriz. Atomlar ezeli ve ebedidir ( öncesiz ve sonrasız ). Var olmamışlardır ve yok edilemezler. Atomlar bölünemez ve kesilemez. Çünkü içinde boşluk yoktur. Örneğin bir elmayı kesebiliyor ya da bir taşın parçasını kırabiliyorsak, bunun nedeni elmanın veya taşın içinde gözle görülen ya da görülmeyen birçok aralığın varlığıdır. Elmayı kesen bıçak, onu bu aralıklar içinden geçerek ikiye ayırır. Bir yere hızla vurulan taş içindeki boşluk ya da aralıklardan ayrılır.
Atomların içinde boşluk olmadığına ve hareket için boşluk zorunlu olduğuna göre atomların içinde hareket yoktur. Atomlar birbirine benzemez. Sonsuz sayıda şekle sahiptirler. Sadece şekil ve boyutları farklıdır. Bir atomdan başka bir atom, iki atomdan bir atom, bir atomdan başka iki atom meydana gelmez.
Atomlar arasında şekli ve boyutun dışında iki özellik nedeniyle fark vardır. Bu özelliklere Demokritos, ” görünüş ” ve ” dokunma ” adını verir. Aristotales bunları, ” konum ” ve ” düzen ” diye adlandırır. Bu farklar asli farklar değildir. Atomların birbirleri ile olan ilişkilerinde ortaya çıkarlar. Atomlar boyutları sonsuz büyüklükte olan boşlukta rasgele ve sürekli hareket ederler. Fakat atom teorisinin kurucuları hareketin orijinal nedenini, nasıl başladığını ve doğasını açıklamazlar. Bu nedenle bu konuda değişik fikirler ileri sürülmüştür. Örneğin bazı kaynaklara göre, Demokritos atomların hareket gücü olmadığını, bir darbenin etkisiyle harekete geçtiklerini söylemiştir. Aristotales, Demokritos’un atomların ağırlığı olduğunu, bu nedenle hareket ettiklerini söylediğini yazar. Bazı kaynaklar da Demokritos’un atomların ağırlığının olmadığını, uzayda çarpışma nedeni ile hareket ettiklerini söylediğini ileri sürer. Bu tartışmalardan şu sonuç çıkarılabilir:
Leukippos ve Demokritos atomların hareketi için bir sebep göstermeye gerek duymadılar. Sadece onların sonsuz boşlukta serbest olduklarını ve her doğrultuda rasgele hareket ettiklerini, hreketin ezeli ve ebedi olduğunu, yani, bir başlangıcı ve sonu olmadığını söylediler. Leukippos, atomların sonsuz boşlukta zorunluluk nedeniyle hareket ettiğini, Demokritos ise hareketin ezelden beri var olam değişmez yasa tarafından yaratıldığını öne sürdü. [ Freeman(6), Guthrie(7) ]
Kaynakça
(1) Barnes, J., Early Greek Philosophy, Penguin Books, 1987.
(3) Denkel, A., Demokritos / Aristotales, İlkçağda Doğa felsefeleri, Kalamış Yayıncılık.
(6) Freeman, K., The Presocratic Philosophers, Oxford, Basil Blackwell, 1966.
(7) Guthrie W. K., A History of Greek Philosophy, Vol. 2, Cambridge University Press, 1974.
(14) Aristotle, Works of Aristotle, Vol 3, Owford, 1931.
(22) Kranz, W., Antik Felsefe, Sosyal Yayınlar, 1984.
İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar:
Yazının Etiketleri: Atom Felsefesi, Atomcu Felsefe, Atomcular, atomlar çarpışırsa nedir?, demokritosun atom teorisi nedir?


