ATATÜRKÇÜLÜK EĞİTİMİ

Atatürk der ki, “….Eğitimdir ki bir ulusu özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir toplumsal kurum durumunda yaşatır veya bir ulusu köleliğe ve sefilliğe bırakır….”. Atatürk’ün okuma merakının getirdiği kültür ve bilgi birikimi, onun, yaşadığı dönemin olağanüstü şartlarını iyi kavramasına, doğru değerlendirmesine yol açmıştır. Ömrü boyunca da okumuş, çevresindekileri bir öğretmen gibi hep eğitmiştir. Olağanüstü yeteneği, karizması, askerî dehası, iradesi, enerjisi, bilgi ve kararlılığıyla ulusumuzu ve topraklarımızı sürüklendiği sondan kurtarmıştır.

Atatürk cesurdur. “Cesaret benim karakterimdir” der. “Zafer, zafer benimdir diyebilenlerindir” der. Çalışmadan, emek sarf etmeden, kaderle, şansla başarıya ulaşılamayacağını gösteren en doğru, en güçlü örnektir. O bir düşünürdür. Yurdunu sever, Türk ulusuna inanır. Ona tarihi bağlılığını sımsıkı sürdüren Türk ordusuna güvenir. 19 Mayıs 1919′da Samsun’a çıktığında 38 yaşındadır. “Samsun’a çıktığımda elimde maddi hiçbir kuvvet yoktu. Yalnızca ulusumun asaletinden doğan ve vicdanımı dolduran manevi bir kuvvet vardı. İşte ben bu kuvvete Türk ulusuna dayanarak işe başladım” der. Kurtuluş Savaşı’nın komutanıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu devlet adamıdır. 57 yıllık kısa yaşamında “olmaz”ı başardı; Türk mucizesini gerçekleştirdi. Tüm dünyaya haksızlığa karşı direnme gücünün en güzel örneğini ve bize Misak-ı Milli sınırları içinde onurlu bir çağdaş Cumhuriyet bıraktı.

Atatürk Milliyetçiliği Nedir?

Atatürk’e göre, “millet, zengin bir hatıra mirasına sahip, beraber yaşama arzusunda samimi ve sahip olunan mirasın muhafazasına beraber devam iradesindeki insanlardan oluşan toplumdur”. Bu anlayış, demokratik, birleştirici, insani ve barışçıdır. Türk vatandaşlarını ırk ve din kıstaslarıyla ayırmaz. Bu kıstaslarla vatandaşlık arasında bir ilişki kurmaz. Atatürk diyor ki, “bugün içimizde bulunan Hıristiyan ve Musevi vatandaşlarımız mukadderat ve tarihlerini Türk milliyetine vicdanî arzularıyla bağladıktan sonra kendilerine yan gözle yabancı olarak bakmak medeni Türk milletinin asil ahlâkından beklenebilir mi?” demiştir. O, bu nedenle, “ne mutlu Türküm diyene” demiştir. Atatürk milliyetçiliği Türk topraklarında oturan herkesi eşit sayar. Kaderlerini samimi olarak Türk milletine bağlamış herkesi “vatandaş” sayar, aralarında fark gözetmez. Bu da çağdaş düzenlemelere uygundur. Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’dür. Bu nedenledir ki yeni azınlık grupları yaratma çabaları temelimiz olan Lozan’a olduğu kadar, Atatürk milliyetçiliğine de ters düşer. İç ve uluslararası hukuka da aykırıdır. Devamını oku »