Aeromanti

( Yun. aer: Hava; manteia: [W:Orakl] ) Havanın görünümleri aracılığıyla yapılan kehanet.

Aeromanti ” kavramı, kapsamlı eserleri araasında mantik bir sınıflandırma şeması da bulunan, Romalı bilgin [W:Marcus Terentius Varro]‘ya ( İ.Ö. 116-27 ) aittir. Varro, kehaneti, o zamanlarda doğanın ele aldığı dört elemente analog olarak dört ana gruba, yani toprak, su, hava ve ateşe bölmüştür: Geomanti, Hydromanti, Aeromanti ve Pyromanti. Buna göre Aeromanti, gökyüzünde incenebilen belirli ön işaretleri ( emareleri ) kapsar. Varro daha ayrıntılı açıkmalarda bulunmamış ve bu da farklı yorumlara yol açmıştır. Bazıları Aeromanti’yi kuşbakışı olarak tanımlarken, diğerleri bunu havadaki özel hadiselerle, örneğin sis fenomeni, güneşin bulutlarda yansıması, gökkuşağı veya gökyüzü ile bulutların dikkat çekici renklenmeleri ile açıklar. Bilim adamları Varro’nun kehanet şemasından fazlasıyla destek aldığı Ortaçağ’da bile, Aeromanti konusunda güvensizlik hakimdi. Çok sayıda yazar herhangi bir yorum yapmadan alıntı yapmış, diğerleri ise hiç yer vermemiştir. Bununla ilgilenen kişiler ise, kavramı ayrıntılarla bezemek zorunda olmalarının kendinlerine zorluklar getirdiğini açıkça göstermişlerdir. Örneğin av ya da yolculuk sırasında rüzgardan bahsedilir. Rüzgarın doğudan, güneyden, batıdan ve kuzeyden esmesine bağlı olarak şans, şanssızlık, sır veya güvensizlik anlamı çıkartılıyordu. XV. yüzyılın yazarları Aeromanti altında daha çok havadaki şeytanın sesi veya diğer şeytani fenomenleri tahmin ediyordu. Agrippa von Nettesheim ( 1486-1535 ) Aeromanti ile örneğin rüzgarlar, gökkuşağı, güneş ve ay etrafındaki haleler, sis ile bulutlar, yanı sıra bulutlardaki belirli resimler gibi havadaki bütün ön anlam taşıyan hadiseleri tanımlıyordu. Diğer bilim adamları ise bunu reddediyordu, çünkü Astroloji veya Kuşbaşı kehaneti gibi diğer kehanet teknikleri ile olan farklılıklar belirlenmemişti. Buna karşılık çok saygın bir İtalyan doktor olan Cardano‘nun ( 1501-1576 ) açıklama denemesi cevapsız kalmıştı. Cardano Aeromanti vakasında söz konusu olanın, bir bezin içinden su ile doldurulmuş bir kaba doğru kelimelerin söylenmesi ve bu sırada oluşan köpüklerin şekli ile kabın boşalma biçiminin, yorumlama için kullanıldığı sonucuna varmıştı.

Piromanti

(Yun. pyr: Ateş; manteia: Orakl. ) Ateşe bakılarak kehanet yapılması.

Piromanti ” kavramı ilk kez, Romalı bilim adamlı Marcus Terentius Varro‘nun ( İ.Ö. 116-27 ) yazdığı, kehanet sanatı hakkında sistematik genel bakışta ortaya çıkar. O zamandan beri piromanti, Aeromanti, Hidromanti, Geomanti ile beraber ” elementer ” yani ateş, hava, su ve toprak elementlerine dayanan divinasyon türlerine aittir. Varro‘nun şeması Hıristiyan edebiyatına girer ve piromantinin çağ’ın bütün divinasyon literatürü boyunca taşınmıştır. Gayretli sistematikçiler piromantiyi, ışığın yardımına başraun tüm divinasyon türlerinde, örneğin yanmış kurban hayvanlarının dumanında yapılan kehanet biçimi olan kephalomanti yada kanomanti veya mum ışığında yapılan kehanet biçimi olan linkhnomantide, salt edebi bir st kavram olarak kullanıyordu. Hatta bilim adamları Katoptromanti, aynalara bakarak kehaneti de arada sırada piromantiye katıyordu.

Ancak eskiçağlarda ateşe bakılarak yapılan kehanet, kaynağını doğunun ateş kültlerinden aldığı sanılan, çok yaygın bir geleceği bakış yöntemiydi. Yunanistan’da kurban hizmeti ile bir bütün oluşturuyordu ve bu nedenle ağırlıklı olarak Delphi ya da Tebai gibi kutsal yerleer bağlanıyordu. Yunan ateş bakısı alev ve onun yuttuğu kurban parçasının gözlemlemesinden meydana geliyordu. Üst üste yığılmış odun istifinin yavaş, eşit bir şekilde, parlak alevlerle yanması uygun işaret sayılırken, yavşa gelişen, düzensiz, için için yanan, zamanından önce sönen ateş uygun olmayan işaret sayılıyordu. Kurban hayvanının yanma türü de belirleyici anlam taşıyordu, iki burada münferit parçaları ayrı ayrı gözleniyordu. Özellikle kuyruk, safra ve mesanenin davranışına dikkat ediliyordu. Yöntem, yanma materyaline defne veya günlük agacı yaprakları ya da diğer maddeler eklenerek hassas hale getirilebiliyordu. Bunlar çok özel bir biçimde yanarak spesifik bir buhar oluşumu sağlıyor ve alevlere özel bir renk veriyordu.

Günümüzde ateş oraklı daha az külfetle tasarlanır. Genellikle bunun için mumlar kullanılır ve burada geleceği yorumlayan işaretler, alevin biçimi ve rengi gögelerin biçimi ve fitilin hareketlerinden okunur.

Lekanomanti

( Yun. lekane: ” Kase “, ” bardak “; manteia: ” Orakl. ” ) İçinde yağlı su bulunan bir kaseye bakılarak yapılan kehanet.

Lekanomanti Hidromanti‘ye çok benzemektedir, öyle ki kehanetin bu iki yürü çoğu zaman bir arada tanımlanır: Her iki durumda da meydum, yani kehanet maddesi, bir kaseye dökülen ve gözlemnen su ve yağdan oluşan bir karışımdır. Aradaki fark, hidromanti başından beri kehanet sanatının diğer teknikleriyle bağlantılı şekilde ortaya çıkarken, lekanomanti sadece ve en azami anlamda, su ile yağın karışımında ortaya çıkan ve omina ( Omen ) sayılan çizgilerle ilgilenmekteydi.

Lekanomanti’nin anavatanı Babil’dir ve mucidi mitolojik kral Enmeduranki sayılır. İlk kanıtlar İ.Ö 2000 yılına aittir; ayrıntılı iki öğreti kitabı Hammurabi döneminde ortaya çıkmıştır. Lekanomanti tekniği, bunun emareleri ve uygulama biçimleriyle ilgili tam bilgileri bu kapsamlı kil tabla metinlerine borçluyuz. O dönemde henüz aşırı derecede ritüelleştirilmiş ve çok olgunlaşmış biçimde, uzman rahipler tarafından uygulanıyordu. Talepler yazılı olarak rahipliğe bildiriliyordu. Genellikle, örneğin planlanmış bir seferin nasıl sonuçlanacağı veya o dönemden beri bir tapınağın inşası için tanrısal talimatların alınması gibi yönetimin talepleri söz konusuydu. Özel talepler, genellikle bir gelin seçimi, bir hastalığın neticesi veya bir kadının sadakati gibi günlük problemlerle ilgiliydi.Talep metninin kutsanmasından sonra, kehanet rahibi, ayrıntılı ve kesin olarak belirlenmiş temizlik ve kruban ritüelleri ile sorgulamaya hazırlanıyordu. Kehanet kasesi, önceden belirlenen bir yere koyuluyordu. Rahip güneşi tam karşısına lacak şekilde durmalıydı. Daha sonra, kutsal kaseye su ve üzerine yağ ya da tersi, önce yağ, sonra su döküyordu, ki bu kil tabla metinlerde kesin olarak belirtilmiştir.İlk tabla şöyle der: Suya döktüğün yağdan doğuya doğru bir halka çıkar ve durursa bir meydan savaşı için mezubahisse onu yapacağım;  Söz konusu olduğunda şifa anlamına gelir. Eğer yağdan, birisi büyük öteki küçük iki halka çıkarsa, erkeğin karısı bir erkek çocuk doğuracaktır.İkinci tabla şöyle der:Suya yağ dökerken, yağ iki büyük kabarcık bırakırsa ve birisi sağa, diğeri sola fırlarsa ve her ikisi yağın kenarına giderse, hasta iyileşecektir… ” Düşünebilecek tüm desen kobinasyolarının bu oldukça kesin yorumları, Lekanomanti’nin Mezopotamya’da büyük anlam ifade ettiğini gösterir.

Lekanomanti‘nin başka kültülere yayılırken değişmeye başladı.Kısa süre sonra sadece çizgilerin değil, yansıma yapan su yüzeyindeki şekilelr ve hatta tanrıların sesleri olduğu iddia edilen, hareket halindeki Yağ-Su-Karışımı’nın sesleri de yorumlandı.

Lekanomanti profesyonel rahipler tarafından uygulandığı sürece şarlatanlık ve hileden uzaktı. Bu Helenestik dönemde değişti ve her türlü hileyle çalışılmaya başlandı. Seslerden kehanette bulunan Lekomant ve hidromantlar, karbonatlı soda katarak suyun fıkırdamasını sağlıyordu. Suya papirüs yaprakları daldırarak, bunların üzerinde oluşan leke desenlerine göre geleceği okuyan diğerleri, kehanet kaselerindeki suya vitriyol gözyaşı katıyor ve kağıtlara daha evvel, sadece ıslandığında görülebilen mazı mürekkebi ile yazılar yazıyor ve şaşkın müştelerin gözleri önünde boş kağıtların üzerinde büsbütün metinler ortaya çıkıyordu.

Roma İmparatorluğu’nun batışı ile Lekanomanti de unutuldu. Ancak Rönesans sırasında, halk arasında kullanılan biçimi ile tekrar doğdu.

Hidromanti

( Yun. hydor: Su, manteia: Orakl vecizesi. ) Suya bakarak kehanette bulunmak.

Hidromanti, ön anlamı bulunan işaretlerin ( Omina ), yorumlanmasına dayanan ve eski çağlarda profesyonel kahinlerin uyguladığı tümevarımsal Mantik‘e ait kehanette bulunma sanatıdır. Bu vakada işaretler için aracılık görevini su yapıyordu. Hidromanti‘nin iki türü vardı; birincisi, nesnelerin suya atılıp incelendiği basit hidromanti ve ikincisi Maji ( Büyü ) ile bağlantılı komplike hidromanti. İlkinde bir kap, su veya şarap ile doldurulur ve üzerine yağ dökülürdü. Daha sonra içine taş, kristal veya diğer cisimler atılır ve bunların su içindeki davranışları yorumlanırdı. Hemen batarlarsa bu uğursuzluk anlamına gelir, tekrar yüzeye çıkarlarsa bu pozitif görülürdü. Bu nedenle bazı kahinler kille kaplı, içi boş fındıklarla çalışıyor böylece iyi bir neticeyi garanti ediyorlardı. Sicilya’daki bir kutsal su kaynağında, yeminli ifadenin doğruluğu kontrol edilebiliyordu. İfade metni bir tabaya yazılır ve tabla suya atılırdı. Eğer tabla batarsa, yalan yere yemin söz konusuydu. Yüzeyde kalırsa ifadenin doğruluğu ispatlanmş oluyordu.

Büyüsel hidromanti, Romalı bilim adamı Marcus Terentius Varro‘nun verdiği bilgelere göre, İran’da ortaya çıkmış ve buradan yakındoğu ve daha sonra Yunanistan’a ulaşmıştır. Hidromanti‘nin bu formunda meydum, genelde erkek bir çocuk, yüzükoyun yatılır, içinde suyla yağ bulunan bir kaba doğru başı eğdirilir ve başta gözleri kapalı tutulurdu. Kahin, geleceği aydınlatması için, büyü sözleri altında bir ruh çağırırdı. Bunun üzerine çare arayana fark ettirilmeden kap hareket ettirilir, böylece emydum ona gözlerini açtırdığında suyun aksinde yüzünü normal haliyle değil, bilakis deforma ve sanki duyguların etkisi altında hareket eder biçimde görür. Meydumun gördükleri ya da gördüğü sandığı şeyleri tarif etmesiyle kahin, ruhun verdiği cevapları, sorulan sorulara göre süzmeye çalışırdı.

Başka hidromantlar çare arayanın süzmeye esrarengiz kaba bakmasını sağlardı. Bu durumda kabın tabanı camdan yapılırdı ve aşağıdaki odada kahinin demon maskeleri takan adamları bulunurdu ve bir ışık yakıldığında kabi inceleyen kişiye görünürlerdi.

Ayrıca akustik varyasyonlar da bulunurdu. Burada meydum, çağrılan ruhun ifadelerini belli etmeden hareket ettirilen bir kapta bulunan suyun çıkardığı seslerden dinlerdi. Hidromanti’nin bütün bu türlerinin, her çeşit manipülasyon ve hilekarlık için müsait olduğu kolayca görülmektedir. Fakat bu, Hidromanti‘nin özellikle basit halk tabakları arasındaki popülaritesini hiç etkilemiyordu. Hidromanti kehanet ortaçağda çok yaygındı ve XVI. yüzyılın büyü literatüründe önemli bir rol oynuyordu.

Katoptromanti

( Yun. atoptras: ” Ayna “; manteia: ” Orakl. ” ) Ayna aracılığıyla yapılan kehanet.

Katoptromanti tanımlaması kalasik çağda bilinmiyordu. İlk önce XVI. yüzyılın bilgin literatüründe yer bulur. Ama klasik antik dönemde geleceğin yorumlaması için yapay bir ayna kullanıldığı kesinlikle ispatlanmıştır. Fakat söz konusu kehanet metodu, yansımalı bir su yüzeyi ile çalışılan Hidromanti ve Lehonamanti ile karşılaştırıldığında sadece alt bir rol oynuyordu. Aynadan yapılmış en erken ve en çok bilinen kehanet, Yunan gezi yazarı Pausanias ( İ.S. II. yüzyıl ) kaynaklıdır. Buna göre Patrai’deki toprak tanrıçası demeter’in mabedinde ayna yardımıyla bir hastanın iyileşme olasılıkları sorgulanır. Ayna ince bir iple bir kuyuya asılır ve suya daldırılır. Tanrıçaya yapılan dualar ve duman kurbanlarından sonra ayna yüzeyindeki su damlacıklarının çizgiği figürlere göre hastanın ya ölü ya da canlı resmi gözlemlenirdi. Patrai ayna orakli sadece hastalık durumlarında sonruşturulurdu.

Roma tarih kayıtlarından, katoptromantinin hiç olmazsa geç imparatorluk döneminde bilindiği anlaşılır. Nitekim Historia Augusta‘ya göre İmparator [W:Didius Julianus] ( İ.S. 193 ) bir aynadan geleceği hakkında ön söylemde bulunmasını sağlar. Bir erkek çocuk olan meydumun, imparatorun yakın zamandaki ölümünü ve Septimius’un halefiyetini öngürdüğü söylenir. XIV. yüzyıldan itibaren Avrupa’da cam aynanın yayılması ve Arapça kehanet metinlerinin Latince’ye çevrilmesiyle birlikte ayna kehaneti daha sonraları Avrupa Ortaçağı’nın Okült kehanet pratiğine de girerek, Kristalosmanti, Lekanomanti ve hidromanti gibi benzer tekniklerle sıkı bağlantıya sokuldu.