Konuları aralarındaki ilişkilerinin önceliklerine göre sıralama.
Bu deyim, Türk Dil Kurumunca yayımlanan Ruhbilim Terimleri Sözlüğü‘nde İng logical method deyimi karşılığı olarak Dr. Mithat Enç tarafından
“öğrenim konularını, mantıklı bir düzen içinde ve kendi aralarındaki ilişkileri ön planda tutarak düzenleyen ve öğrencilerin öğrenme gücüyle konuların göreli zorluklarını dikkat almadan sıraya koyan öğretme yolu”,
Toplumbilim Terimleri Sözlüğü‘nde de mantıksal yöntem deyimiyle nitelenerek Dr. Özer Ozankaya tarafından:
“bir olgunun ya da sürecin anlıkta gelişkin bir örneğinin kurulması ve bunun türlü yanları arasındaki ilişkilerin yansıtılması yöntemi” olarak tanımlanmıştır.
Felsefeyi görgül dil çözümlemelerine indirgeyen yeniolgucu görüş.
1920′lerde yeniolguculuğun mantıkçı olguculuk akımından türeyen mantıkçı görgücülük (Dilimizde bu anlamda mantıkî ampirizm, mantıksal ampirizm ya da mantıksal görgücülük deyimleri de kullanılmaktadır) özellikle Carnap, Reichenbach, Bergman, H. Feigl, Hempel ve Frank tarafından izlenmiştir.
Mantıksal olguculuktan farkı, felsefeyi indirgedikleri dilin, kişisel deney dili yerine, bilimin görgül dilini (eşdeyişle, duyularla algılanabilen fiziksel nesneleri dilegetiren dil) kabul etmeleridir. Bununla beraber görgücülüğü öznek düşünceci açıdan yorumlamakta, kaynakları olan, mantıkçı olguculuktan ayrılmamışlardır. Bu anlayışa göre felsefenin kendine özgü bir konusu yoktur, görevi sadece dil‘in mantıksal çözümünden ibârettir.
İlerisürdüklerine göre matematik, mantığın bir dalıdır; ne var ki matematik de, mantık da önsel ve genelemeci ıralıdır. Bu arada, bütün idealist öğretiler gibi, tarihsel ve eytişimsel özdekçilik öğretisine de karşı çıkmaktan ve anamalcılık yararına savlar ilerisürmekten geri kalmazlar.
İngiliz mantıkçısı Bertrand Russel’ın kendi sistemine verdiği ad.
Whitehead ve Wittgenstein’ın mantık anlayışları da bu adla anılır. Her üçü de tek bir ideal dil olduğunu, bu dilin mantıksal gramerinin gerçeğin de yapısını yansıttığını ilerisürmüşlerdir. Bu gramer ve onun belirlediği dil bütün paradoksları ortadan kaldıracaktır. Bu insan düşüncesini yanıltmaktadır. İdeal dil bu tuzaklardan arınmış bir mantık dilidir.
Russel atom deyimiyle bu ideal gramerli dilin meydana getireceği mantıksal kuruluşlar‘ı dilegetirir. Bu kuruluşlar, mevcut tuzakçı kavramların yerine açıkça kavranabilir mantıksal kavramlar koyacaklardır. Bir yapıtında
“örneğin, kimi insanlar, ölen karılarının kız kardeşleriyle evlenirler, tümcesini yıllarca sürecek bir öğrenim sonunda anlaşılabilecek bir biçimde de yazabilirim” der.
Oysa ideal dilde böyle bir anlatım gerçekleştirilemez. Russel, Our Knowledge of the External World (1918) adlı yapıtlarında bilgiyi atomsal önermeler’e indirgeler. BÜtünü saltıklaştıran saltık düşünceci F. Brandley’e bir tepki olarak tekili saltıklaştıran mantıkçı atomcular için M. Rosenthal ve P. Yudin ünlü sözlüklerinde şöyle diyorlar:
“Kuramın kofluğunu, sonunda, savunucuları da kabul etmişlerdir”.