Bulunan en eski kehanet objelerinden birkaçı, günümüzde aşık kemiği olarak tanımlanan, Yunanca “ Astragali ” denilen, baldır ile kamış kemiği ve ayak arasındaki küçük eklem kemikçikleriydi. Koyun veya keçi, nadir durumlarda geyik gibi çift toynaklı ayvanların arka ayaklarının astragalleri, tüm eskiçağ boyunca çok yaygın bir oyuncaktı ve bugünkü zarın öncüsü sayılır. Altı kenarlı modern kübik zara göre sadece eşit olmayan dört yüzeyden oluşuyorlardı. Her yüzeye belirli bir değer verilirdi. Bu kemikçiler klasik dönemden sonra kura malzemesi ( Kura Oraklı ) olarak, ayrıca şans oyunlarında, hubuki ihtilaflarda, örneğin bir mirasın paylaşılmasında, vergilerin mabetlerin dağıltılmasında ya da memur seçiminde kullanılırdı. Asur-Babil bölgesinde, zarın düşüşünü etkilediği inanılan, üzeri gravürlerle bezenmiş kilden yapılma taklitler de bilinmektedir. Bir memur alımı söz konusuysa, atışın güç kazanması ve doğru sevk olması için, istenen adayın ismi ve konuyla ilgili tanrıya dua, bir yüzeye kazınırdı.
Bilek kemikleri astragalomantide mantik enstrüman olarak kullanılması, eski dünyanın her tarafında, özellikle Anadolu’da bulunan yazıtlardaki orakl vecizeleri derlemelerinden ispatlanmaktadır. Bu yorum metinleri, zar oraklının en önemli parçası sayılır. Yazıtların kült yerlerinde ya da halka açık yerlerde umumi kullanım için yerleştirildiği sanılmaktadır. Çok sayıda varyasyon vardır. En kullanışlı türü, dört satırlık altılı vezni olan, 56 orakl vecizesine sahipti. Her mısranın sol üstünde, beş atış sırasında her atıştaki sayıyı gösteren, beş rakam bulunurdu. Ortada bu sayıların toplam rakamını ve sağda bir tanrılığın isimi verilirdi. İlk mısra satırında tekrar beş atış sayısı bildirilir, daha sonraki satırlar gerçek kehaneti içerirdi. Eğer birisi zarla üç adet dörtlü, bir altı ve bir uç atarsa, şu vecizeyi alırdı:
4-4-4-6-3 21 Zeus ışık getiren
Üç kere dörtlü, bir kere altılı ve beşinci defada bir üçlü.
Her ne istersen ulaşacaksın ve her ne ararsan bulacaksın.
Cesaretle işe giriş yabancı ve her şey önüne serilecek.
Gizli olanı keşfedeceksin, kurtuluş günü yakındır.
Eklem kemikleri sadece dört yüze sahip olduğundan iki sayı dışarıda kalıyordu, iki ve beş. Beş eklem kemiği ile zar atılıyor ve bunlardan 56 olası sayı kombinasyonu çıkıyordu. Her kombinasyona bir orakl vecizesi verilmişti, her orakl vecizesi bir tanrının, daha sonraları kahramanların ya da tanınmış şahsiyetlerin ( örneğin şair Homeros ) ismini taşırdı. Zar atılması umumi meydanlar ya da caddelerde yapılıyorsa, zarları insanların kendisi getiriyordu. Kutsal yerler veya zar atmadan önce mabedin söz konusu tanrılığına dua edilen resmi orakl yerlerinde, zarlar rahiplik tarafından hazır tutuluyordu. Kural olarak bir tabla üzerinde zar atılıyordu. Zarların gücünü artırmak istiyen, bunları kutasl bir kaynağa da atabilirdi. Zar kehanetinin başka bir türü, yine Anadolu’da bulunmuş harf oraklıydı. Bu durumda vecize mısraları sadece tek bir satırdan meydana geliyordu ve alfabetik olarak, daha sonra zarla atılması gereken, başlangıç harflerine göre düzenlenmişti.
Modern zar oraklları
Günümüzdeki zar orakllarının teknikleri genel itibariyle eğlence ve nasihat amacı güden XIX. yüzyılın oyun talimatlarından kaynaklanır. Çoğunlukla Numeroloji ile ilişkili olan ve her sayının anlamına göre kader sorularını cevaplandıran, zararsız soru ve cevap oyunları söz konusudur. Zorluk derecesi yükseltmek isteyen, bir daire içine zar atabilir. Tavsiye edilen, kaygan bir yüzey üzerine çizilmiş 30 cm çapa sahip bir dairedir. Eğer zarlar dışarı taşarsa atış ilk seferde geçersiz olur. İkinci seferde dikkatli olunması önerilir, çünkü bütün işaretler uğursuzluğu gösterdiğinden üçüncü atış tamamen ayarlanmalıdır. Daire, evlilik veya miras gibi önemli kader soruları ile de tanımlanan çeşitli dilimlere de ayrılabilir. Zar bölümlerden birisi üzerine kalırsa ve bir 6 altı gelirse, o zaman söz konusu oraklın yerine geleceğinden emin olunabilir.
İ.S. X. yüzyıla kadar süregelen Astragellerin yanında, çok çeşitli form ve boyutta zarlar gelişmiştir. Mısır mezarlarında kübik zarlar ve üzerinde 1 ile 8 arasındaki sayılar bulunan oktagenler, Rönesans’ta 12 yüzlü dodekaedler tercih ediliyor ve Romalılar ise 14 yüzlü olana güveniyordu. Bunlar agaç, kemik veya fildişinden, gücü artırmak için bazen değerli maddelerden yapılıyordu. Günümüzdeki zarlar genellikle kübik ve plastiktir. Kübik bir zar üzerinde sayıları sıralamanın 30 olasılığı bulunmasına rağmen, şaşırtıcı bir oybirliğiyle, karşılıklı sayıların toplamının hep yediyi verdiği bir standart zar oluştu.














