sbs Bebek diyet boyuzatma egitim cilt bilim saglik burs sml
  • YURTKUR Kyk Bursu, kredi Yurtlar Kurumu Başbakanlık Bursu Başvuruları.
  • Evde Vücut İçin Peeling Yapımı
  • En Güzel Cilt Bakım Maskesi, Yumurta - Havuç Maskesi Tarifi
  • 2010 Sbs Tercihi, Sbs Tercihleri Nasıl Yapılacak?
  • YURTKUR Kyk Bursu, kredi Yurtlar Kurumu Başbakanlık Bursu Başvuruları.
  • Evde Vücut İçin Peeling Yapımı
  • En Güzel Cilt Bakım Maskesi, Yumurta - Havuç Maskesi Tarifi
  • 2010 Sbs Tercihi, Sbs Tercihleri Nasıl Yapılacak?
  • YURTKUR Kyk Bursu, kredi Yurtlar Kurumu Başbakanlık Bursu Başvuruları.
  • Evde Vücut İçin Peeling Yapımı
  • En Güzel Cilt Bakım Maskesi, Yumurta - Havuç Maskesi Tarifi
  • 2010 Sbs Tercihi, Sbs Tercihleri Nasıl Yapılacak?

Manişeizm

İran’lı Mani’nin kurduğu Hıristiyan-Zerdüşt karması din.

İran’lı Mani (216-276) –Lâtinler Manichaeus, Fransızlar Manés derler– İran’ın eski zerdüşt diniyle Hıristiyanlığı birleştirmeye çalışan sentetik bir din kurmuş ve dilimizde manicilik adıyla da anılan dinine eski Bâbil inançlarından ve Yeniplatonculuktan da öğeler almıştır. Yahudiliği kesin olarak bu bireşimin dışına bırakmıştır. Manicilik, temelde bi Zerdüştçülük reformudur. Ama denilebilir ki Mani, eskiçağın bütün bilgeliğini bütün insanlara seslenen evrensel ve tek bir dinde özümsemek istiyordu.

Mani’nin düşünce bireşimi ilkin felsefesel bir nitelik kazandı. Fiziksel’le ruhsal arasında bir ayrım tanımayan, her ikisinin de aynı şey olduğunu ilerisüren Mani, ilkin, çağının bilimselliğine uygun düşen bir doğa felsefesi geliştirmiştir. Mani’ye göre evrenin ve evrendeki bütün varlıkların yapısı, iyilik-kötülük (ışık-karanlık) karşıtlığıyla kurulmuştur. Bu karşıtlıktaki birliği sezmekle Mani diyalektik bilimselliğe pek yaklaşmıştı.

Hele evrenin  ve evrendeki bütün varlıkların, bu karşıtlığın sürekli bir kavga alanı olduklarını ileri sürerken doğa yasalarının bilgisini, Herakleitos‘vâri bir seziyle kavramışa benziyordu. Ne var ki deneye dayanmayan ve nesnel gerçeklikle bağını koparan bütün seziler gibi o da bu sağlam temelin üstünde bir hayâl yapısı kurmaya başladı.  Tanrı ve şeytan dogmaları böylesine bir hayâl ürünüdür. Yoksa ışık ve karanlık savaşında ışığın (eşdeyişle aklın ve bilginin) karanlığın (eşdeyişle boşinanç ve bilgisizliği) her an biraz daha yenerek gittikçe gelişmesi, kötülüğün (eşdeyişle bilgisizlikten doğan doğa yasalarına tutsak olmanın) iyilik (eşdeyişle bilginin artmasıyla doğaya egemen olma) karşısında her an biraz daha gerilmesi gibi düşünceleri gerçekten hayranlık vericidir.

Bu yüzden hemen bir dinin aydınları Manişeizme ilgi duymuşlar ve bu düşüncelere bağlanmışlardır. Mani’nin ölümünden sonra Manişeizm büsbütün Hıristiyanlaştırılmıştır. Ortaçağın Katolikliğe karşı olan ve İsâ’nın ilk Hıristiyanlığa dönmek isteyen bütün Hıristiyan mezhepleri, örneğin Katar’lar ve Albigeois’lar, manişeistti. Ünlü kilise düşünürü Ermiş Augustinus bile bir ara bu dine girmiştir. İsâ’nın ilkel ortaklaşacılığına uygun bir kamulculuk anlayışı da bu dini geniş halk yığınları arasında istenilir kılmıştır.

Bir açıdan manişeizm de bir çeşit ütopyacılıktır, ama çağının mistik ortamına uygun düşen zorunlu bir ütopyacılıktır. Temeli, Zerdüştçülüğün iyilik ve kötülük ikiciliğine dayanır. Evrende iki ilke egemendir; iyilik ışık ve ruhtur, kötülük de kaanlık ve bedendir. Evren bir iyilik – kötülük karışımıdır, insan da bundan ötürü ruh ve bedenden yapılmıştır. Bedenin içine hapsedilip acı çeken ruhları kurtarmak gerekir.

Amaç, iyilik-kötülük savaşının üstündeki birlik’e ulaşmaktır. İnsanları o birliğe bilim götürebilir. Bilimse sevgiyle kazanılır. Sevgi, kötülüğü iyilik içinde eriterek insanları birliğe ukaştıracaktır. Bu amaca varabilmek için her türlü tutkudan ve yalancılıktan sakınarak yaşamak yeter. Mani, İsâ’nın sözünü ettiği kutsal ruhun kendisi olduğunu, İsâ’nın kendisini müjdelediğini ilerisürmüştür.

Mani’nin İ.S. 276 yılında Zerdüşt rahiplerince derisi yüzülüp asılmasına rağmen Manicilik bütün dünyaya yayılmış ve İran, Hindistan, Tibet, Çin, Türkistan, İtalya ve Kuzey Afrika’yı kaplayarak günümüze kadar sürüpgelmiştir. Geniş anlamda Manişeizm, iyilik ve kötülük ikiciliğine dayanan bütün öğretileri adlandırır. Leibniz’in tanrıbilimi de Manicilikten etkilenmiştir.

İran Felsefesi

İran topraklarında yaşayan halkların düşünce yaşamı.

İran felsefesi, ilkçağ felsefesinin kapsamı içindedir. İ.Ö. XV. yüzyılda baltık kıyılarından ve Güney Rusya’dan gelen ve kendilerine arya (soylu) adını veren insan toplulukları önce İran’ı, sonra Hindistan’ı ele geçirdiler. O çağda, şimdiki İran topraklarının güneyinde Pers, kuzeyinde de Meydalılar vardı. Kimi kaynaklar gerek Hint ve gerek İran’a Tanrı düşüncesinin bu gruplarca getirildiğini ilerisürmektedirler. Nitekim bu grupların Indra, Mitra ve Varuna adlı koruyucu tanrılarına eski Hint metinlerinde olduğu gibi, eski İran metinlerinde de rastlanmaktadır.

Bu sava göre aryaların Varuna’sı İran’da Ahura olmuştur. İlkçağ İran felsefesi de, çağdaşları gibi, totemcilik ve canlıcılıktan dönüşen dinsel bir felsefedir. İ.Ö. VI.-X yüzyıllar arasında yaşadığı sanılan büyük İranlı düşünür Zerdüşt‘ün kurduğu Mazdeizmden önce de ilkel bir Mazdeizm bulunduğu ve bu dinin daha sonra Parsîlik adını aldığı bir gerçektir. Zerdüşt, ekonomik yapıta çok önem veren gerçekçi bir düşünürdü. Ona göre, “gerçek dindarlık, oruçla ve tapınmayla değil, tarım çalışmalarıyla elde edilir. Ahura Mazda’nın bakışı her zaman çalışkan çiftçinin üstündedir“.

Devamını oku »

Zerdüşt

Onun ” Avestik ” ismi ” Zarathustra “ydı, Yunanlılar ona ” Zoroastres “, Acemler ” Zarduşt ” diyordu. Yaşadığı tarih belli değildir.Helenistik çağda yunanlılar onun Platon’dan 6000 yıl önce doğduğuna inanıyordu.İranlı alimler onun doğumunu İ.Ö 1768 olarak kabul eder.Ancak gerçek doğum tarihi 630 veya 600 civarında olmalıdır. Beş kardeşin üçüncüsü olarak baktriyen’de dünyaya gelir ve başından beri rahiplik makamı için belirlenmiştir.

Otuz yaşındayken uzun süreli oruç ve duadan sonra münzevi bir yaşam sürerken, onu kızgın bir boğa kültü ile beraber mitra rahipliğinin fanatik rakibi yapan bir ilham vizyonu ( Kahinler ) yaşar, burada tam olarak bilinmeyen ” haoma ” isimli bir ilaç da rol oynamaktadır.Zerdüşt memleketinden kaçmak zorunda kalır ve Korazmiya’nın kralı Vişteşpa’nın ( Yunanca: ” Hystaspes ” ) korunmasına sığınır.Bir vaaz ve mitra rahipleri ile 33 soruluk bir münazaradan sonra ilk başta birkaç asilin yandaşlığını kazanır, 42 yaşına kadar da kral ve sarayı yeni öğretiye katılır.

Sonarki 35 yıl boyunca Zerdüşt öğretisini sağlamlaştırır ve yayar. Efsaneye göre 77 yaşında gökten düşen ateş yüzünden ölür. Öğretisi Persizm’e göre “ Bilgelik Efendisi ” ve her şeyi bilen yaratıcı Tanrı ” Ahura Mazda “, iyi ve kötü, gerçek ve yalan,kutsal ve lanetlenmiş düalizm üzerine kuruludur. Kötü, Ehrimen’de vücuda gelmektedir. Tüm varlıklar ya iyi yada kötü düzene aittir.Sadece insan bu iki düzen arasında serbest seçim yapabilir.

Günlük yaşamının sadık ödevleri sırasında üç temel erdem olan düzen,iyi duygu ve ibadeti yerine getirdiğinde iyi düzen için karar vermektedir. Yalan ruhu Ehrimen’in ayartmalarına karşı koymak zordur, çünkü onun bşatan çıkarmasıyla melekler de demona dönüşmüştür. Ancak düzene uyanlar nihayet ” Seçicinin köprüsü “nü aşarak ” Ahura Mazda “nın krallığına ulaşacaktır.

Kült, açıktaki bir ateş sunağının önünde,kansız burdan olmadan,dua ve meditasyon ile öne çıkmaktadır. Kutsal ateş taş kulelerde korunuyor ve dua sırasında bir el arabası ile dışarıadki sunağa taşınıyordu.

Zerdüşt öğretisi hakkında batı’ya aktarılanlar ise kısmen grotest biçimde tahrif edilmiş ve bu nedenle kısa sürede büyü, astroloji ve simya olarak kötü yorumlanmıştır.