Yaşamında sabırlı azimli ve erdemli ol..Eninde sonunda bütün servetin kendinsin ve yalnızca sensin…
” İçinizdeki sesi, kişisel kimliğinizin sesini dinleyiniz.. Bu sesi duymaya çalışın..Bu ses size;
Hayat böyle gelmiş, böyle gider..
Belki bir gün senin de talihin döner, sabret, mi diyor?..
Hayır… Hayır…, deyiniz bu sese ve onu sakın kabullenmeyin. Bilinç altınızdaki tembellik kalıntılarının ustası söylüyor bunu size…
Hiç kimsenin talihi, kaderi durup dururken değişmez. Talih ve Kader bir yerde ektiğimizi biçmektir. “Ne ekerseniz onu biçersiniz.” Atasözünün gerçeğinde bu yatar. Tarlanıza kavun ve karpuz toplamak inancı ile bilerek buğday tohumu ekmişseniz, bu tohumlar size kesinlikle karpuz ve kavun gibi ürünler vermeyecektir. Siz tarlanızdan hasat zamanı gelince gene yalnızca buğday başakları toplayacaksınız.
Kimliğini bulamadığımız bir düşünür; “Doğduğun zaman, bilmiyorum sen neden
ağlıyordun.. Belki sevinçten, belki de kederden. Ama bildiğim tek şey, sen ağlarken etrafındakiler sevinçle gülüyorlardı. Sen öyle bir hayat yaşa ve yaşat ki, sen öldüğün zaman herkes ağlarken sen, huzur ve mutluluklarla gülümse..”diyor.
Devamını oku »
Eğer okuldan mezun olmayı düşünüyorsan, yazma becerilerin veya derecelerin değerlendirildiğinde katılmak istediğin belli bir meslek sahibi olan insanlar ya da mezun öğrenciler olarak kendinize referans grubu oluşturulabilir. Referans grupları insanların davranışlarını çok etkiler. Örneğin, eğer bir şirketin başkanı olmak istiyorsan, saçını çok kısa kestirmelisin, çok düzenli ve intizamlı giyinmeye başlamalısın, daha resmi ve mesafeli konuşmalısın, Wall Street Journal okumalısın, iş ve hukuk kursları almalısın, işi elde etmede çabuk olmalısın ve ticaret odasının toplantılarına katılmalısı, karşılaştırıldığında, eğer bir rak müzisyeni olmak istiyorsan, saç uzatabilirsin (ya da belki kafayı kazıtabilirsin) bir kulağına üç tane küpe de takabilirsin, arkadaşların gibi giyinebilirsin ve çoğu emsalin gibi egzotik düşünebilirsin, Rolling Stone okuyabilirsin, okuldan atılabilirsin ve rak grupları ya da kulüplerinde dolaşabilirsin. Devamını oku »
Tımar.
Batı derebeyliği tarihinde, VI. ve VII. yüzyıllar arasında Frank komünal toplumunda özel mülkiyet konusu olan toprak mal‘laşmıştı, alınıp satılabiliyordu. Toprağın serberstçe alınıp satılmasına alleu denildi. Alleu, toprak mülkiyetinde eşitsizliğin başlangıcıdır. Böylelikle, toprak, belli ellerde toplanmaya başladı ve büyük mülkler doğdu.
IX. ve X. yüzyıllarda yeni değişikliklere uğrayan alleu, ömür boyu kullanılmak şartıyla askerlere verilen gediklerin mirâs yoluyla babadan oğula geçme niteliğini de elde etmeleri üzerine Franc-alleu biçimine dönüştü.
Franc-alleu biçimine dönüşmeden önce askerî gedik, askerlik görevini yerine getirmeyen ya da bu görevde başarı göstermeyen askerlerin elinden he an geriye alınabilirdi. Franc-alleu, bu biçimi kökten değiştirmiş oldu ve bir kez verilen gedik bir daha geri alınamadı.
Tek başına var olma.
Alman düşünürü Edmund Husserl, fenomenoloji yönteminde insanı –çevresindeki bütün dünyalıları paranteze alıp ortadan yok ederek– tek başına bırakır. Bu, öylesine bir tek başına varlık‘tır ki kendi kendisinden bile soyutlanmıştır.
Husserl bunu alışılmamış anlamda soyutlama olarak tanımlıyor.
Etkilenme yeteneği.
Ruhbilim terimi olarak etkilenmeye elverişliliği dilegetirir, örneğin kimi insanlar telkine ya da hipnotizmaya elverişlidirler, bu gibilerin alırlığı güçlüdür. Felsefe terimi olarak bilgide edilgenliği dilegetirir, dış uyarımları alabilme yeteneğini adlandırır. Alırlık bir duyarlıktır.
Alman düşünürü Immanuel Kant alırlığı, kendiliğinden algıya karşıt saymıştır.
Kant’a göre alırlık, kendiliğinden algıya karşıt olarak, tasarımlar edinme yeteneğidir ki bilme yeteneği onun aracığıyla gerçekleşir.
Bakan, işiten, dokunan algılar; ama alırlığı olan bakmak, işitmek, dokunmakla başkalarının algılayamadıklarını da algılar.
Acıseverlik.
Tinsel ve tensel bütün acıları isteme’yi dilegetirir. Acı anlamındaki Yunanca algos ve sevgi anlamındaki Yunanca philia sözcüklerinden yapılmıştır. Acısevgisi, hastalıksal bir durumdur. Çilecilikte olduğu gibi dinsel-gizemsel biçimleri de vardır.