sbs Bebek diyet boyuzatma egitim cilt bilim saglik burs sml
  • YURTKUR Kyk Bursu, kredi Yurtlar Kurumu Başbakanlık Bursu Başvuruları.
  • Evde Vücut İçin Peeling Yapımı
  • En Güzel Cilt Bakım Maskesi, Yumurta - Havuç Maskesi Tarifi
  • 2010 Sbs Tercihi, Sbs Tercihleri Nasıl Yapılacak?
  • YURTKUR Kyk Bursu, kredi Yurtlar Kurumu Başbakanlık Bursu Başvuruları.
  • Evde Vücut İçin Peeling Yapımı
  • En Güzel Cilt Bakım Maskesi, Yumurta - Havuç Maskesi Tarifi
  • 2010 Sbs Tercihi, Sbs Tercihleri Nasıl Yapılacak?
  • YURTKUR Kyk Bursu, kredi Yurtlar Kurumu Başbakanlık Bursu Başvuruları.
  • Evde Vücut İçin Peeling Yapımı
  • En Güzel Cilt Bakım Maskesi, Yumurta - Havuç Maskesi Tarifi
  • 2010 Sbs Tercihi, Sbs Tercihleri Nasıl Yapılacak?

Hayata Dair.

Yaşamında sabırlı azimli ve erdemli ol..Eninde sonunda bütün servetin kendinsin ve yalnızca sensin…
” İçinizdeki sesi, kişisel kimliğinizin sesini dinleyiniz.. Bu sesi duymaya çalışın..Bu ses size;
Hayat böyle gelmiş, böyle gider..
Belki bir gün senin de talihin döner, sabret, mi diyor?..

Hayır… Hayır…, deyiniz bu sese ve onu sakın kabullenmeyin. Bilinç altınızdaki tembellik kalıntılarının ustası söylüyor bunu size…

Hiç kimsenin talihi, kaderi durup dururken değişmez. Talih ve Kader bir yerde ektiğimizi biçmektir. “Ne ekerseniz onu biçersiniz.” Atasözünün gerçeğinde bu yatar. Tarlanıza kavun ve karpuz toplamak inancı ile bilerek buğday tohumu ekmişseniz, bu tohumlar size kesinlikle karpuz ve kavun gibi ürünler vermeyecektir. Siz tarlanızdan hasat zamanı gelince gene yalnızca buğday başakları toplayacaksınız.

Kimliğini bulamadığımız bir düşünür; “Doğduğun zaman, bilmiyorum sen neden
ağlıyordun.. Belki sevinçten, belki de kederden. Ama bildiğim tek şey, sen ağlarken etrafındakiler sevinçle gülüyorlardı. Sen öyle bir hayat yaşa ve yaşat ki, sen öldüğün zaman herkes ağlarken sen, huzur ve mutluluklarla gülümse..”diyor.

Devamını oku »

Okuldan Mezun Olduktan Sonra

Eğer okuldan mezun olmayı düşünüyorsan, yazma becerilerin veya derecelerin değerlendirildiğinde katılmak istediğin belli bir meslek sahibi olan insanlar ya da mezun öğrenciler olarak kendinize referans grubu oluşturulabilir. Referans grupları insanların davranışlarını çok etkiler. Örneğin, eğer bir şirketin başkanı olmak istiyorsan, saçını çok kısa kestirmelisin, çok düzenli ve intizamlı giyinmeye başlamalısın, daha resmi ve mesafeli konuşmalısın, Wall Street Journal okumalısın, iş ve hukuk kursları almalısın, işi elde etmede çabuk olmalısın ve ticaret odasının toplantılarına katılmalısı, karşılaştırıldığında, eğer bir rak müzisyeni olmak istiyorsan, saç uzatabilirsin (ya da belki kafayı kazıtabilirsin) bir kulağına üç tane küpe de takabilirsin, arkadaşların gibi giyinebilirsin ve çoğu emsalin gibi egzotik düşünebilirsin, Rolling Stone okuyabilirsin, okuldan atılabilirsin ve rak grupları ya da kulüplerinde dolaşabilirsin. Devamını oku »

Alleu Nedir?

Tımar.

Batı derebeyliği tarihinde, VI. ve VII. yüzyıllar arasında Frank komünal toplumunda özel mülkiyet konusu olan toprak mal‘laşmıştı, alınıp satılabiliyordu. Toprağın serberstçe alınıp satılmasına alleu denildi. Alleu, toprak mülkiyetinde eşitsizliğin başlangıcıdır. Böylelikle, toprak, belli ellerde toplanmaya başladı ve büyük mülkler doğdu.

IX. ve X. yüzyıllarda yeni değişikliklere uğrayan alleu, ömür boyu kullanılmak şartıyla askerlere verilen gediklerin mirâs yoluyla babadan oğula geçme niteliğini de elde etmeleri üzerine Franc-alleu biçimine dönüştü.

Franc-alleu biçimine dönüşmeden önce askerî gedik, askerlik görevini yerine getirmeyen ya da bu görevde başarı göstermeyen askerlerin elinden he an geriye alınabilirdi. Franc-alleu, bu biçimi kökten değiştirmiş oldu ve bir kez verilen gedik bir daha geri alınamadı.

Allein-sein, tek başına varlık nedir?

Tek başına var olma.

Alman düşünürü Edmund Husserl, fenomenoloji yönteminde insanı –çevresindeki bütün dünyalıları paranteze alıp ortadan yok ederek– tek başına bırakır. Bu, öylesine bir tek başına varlık‘tır ki kendi kendisinden bile soyutlanmıştır.

Husserl bunu alışılmamış anlamda soyutlama olarak tanımlıyor.

Alırlık, Etkilenme yeteneği.

Etkilenme yeteneği.

Ruhbilim terimi olarak etkilenmeye elverişliliği dilegetirir, örneğin kimi insanlar telkine ya da hipnotizmaya elverişlidirler, bu gibilerin alırlığı güçlüdür. Felsefe terimi olarak bilgide edilgenliği dilegetirir, dış uyarımları alabilme yeteneğini adlandırır. Alırlık bir duyarlıktır.

Alman düşünürü Immanuel Kant alırlığı, kendiliğinden algıya karşıt saymıştır.

Kant’a göre alırlık, kendiliğinden algıya karşıt olarak, tasarımlar edinme yeteneğidir ki bilme yeteneği onun aracığıyla gerçekleşir.

Bakan, işiten, dokunan algılar; ama alırlığı olan bakmak, işitmek, dokunmakla başkalarının algılayamadıklarını da algılar.

Algophilie

Acıseverlik.

Tinsel ve tensel bütün acıları isteme’yi dilegetirir. Acı anlamındaki Yunanca algos ve sevgi anlamındaki Yunanca philia sözcüklerinden yapılmıştır. Acısevgisi, hastalıksal bir durumdur. Çilecilikte olduğu gibi dinsel-gizemsel biçimleri de vardır.

Algoritma, matematik işlemler dizgesi

İmler dili.

1. Etimoloji: Kitab-ül muhtasar fi hesab-ül cebir vel mukabele adlı yapıtıyla ünlü, matematikçi Ebu Muhammed b.Mûsa El Harzemî’nin önerdiği bir yöntem olduğundan, Algoritma terimi, onun adından (Batı dillerindeki adı: Al Korismi) türetilmiştir.

Uluslararası kökeni Algoritm’dir. Türkçe özleştirmede Horzumlu yolu ve Harzemgil terimleri önerilmişse de kullanılmamıştır.

2. Mantık: Genellikle bütün imsel dillere algoritma denir. Eskiden çörkü’yle yapılan hesap işlemleri El Harzemî’nin yapıtının IX. yüzyılda Lâtinceye çevrilmesiyle bu yönteme yöneldi. En tipik algoritma, cebir dilidir.

Devamını oku »

Algı

Nesnel dünyayı duyular yoluyla öznel bilince aktarma.

1.Etimoloji: Algı terimi, dilimizde de, Batı dilllerinde olduğu gibi almak kökünden türetilmiştir. Batı dillerindeki perception terimi, Hint-Avrupa dil grubunun almak anlamındaki kap kökünden gelir, ilkin Latinceye aynı anlamda capera sözcüğüyle geçmiştir.

2. Felsefe: Algı, dış dünyanın duyumlarla gelenimgesinin bilinçte gerçekleşen tasarımıdır. Nesneler duyu örgenlerini etkiler. Bu etki bilince aktarılır. Ne var ki algı, arı duyumlardan, ansal bir işlevi gerektirmesiyle ayrılır.

Örneğin görme duyumuz, her iki gözümüzde ve çeşitli plânlarda beliren iki ağaç imgesi getirir. Bu iki ağaç imgesi ansal bir işlevle tekleşir. Tekleşen bu imgeye, bellekte biriken eski algılardan gerekli olanlar da çağrışım yoluyla eklendikten sonra ağaç algısı gerçekleşmiş olur.

Özellikle görme, işitme ve dokunma duyuları insanın bilincine kavram ve düşünce yapımı için algısal gereçler taşırlar. Algı işlevini tarihsel süreçte duyumcular aşırı bir savla sadece duyuların, uscular da ürünü saymışlardır. Oysa algı duyusal-ansal bir işlevdir.

Algı, gerçek anlamında, öznenin, kendisinin dışında olanı alması demektir. Bununla beraber ruhbilimciler ruhsal edimlerle ilgili olarak, dış algı’ya karşı bir de iç algı’nın sözünü ederler. Felsefede algı terimi üç anlamda kullanılır: Algılama gücü, algı işlevi, algı olgusu.

3. Ruhbilim: Ruhbilimde bir deneğin belli bir sürece birbirinden ayırdedilebilen tepkiler gösterebildiği çevrenin tümüne algı alanı, algının beyinde gerçekleştiği süreye algı süresi, algının parçaları arasındaki ilişkilerden oluşan yapıya algısal yapı, çeşitli nesnelerin bir bütün olarak ya da bir nesnenenin özelliklerine ayrılmaksızın algılanmasına algısal birlik, duyularla gelen algısal gereçlerin bütünlenmesine ve anlamlandırılmasına algılaştırma,  sesn iletiminin bozulmasından doğan sağırlığa algılama sağırlığı, algılayarak öğrenmeye algısal öğrenme, belli bir örneğe uygun olarak algılama eğilimine algısal kurgu denir.