Algoritma, matematik işlemler dizgesi

İmler dili.

1. Etimoloji: Kitab-ül muhtasar fi hesab-ül cebir vel mukabele adlı yapıtıyla ünlü, matematikçi Ebu Muhammed b.Mûsa El Harzemî’nin önerdiği bir yöntem olduğundan, Algoritma terimi, onun adından (Batı dillerindeki adı: Al Korismi) türetilmiştir.

Uluslararası kökeni Algoritm’dir. Türkçe özleştirmede Horzumlu yolu ve Harzemgil terimleri önerilmişse de kullanılmamıştır.

2. Mantık: Genellikle bütün imsel dillere algoritma denir. Eskiden çörkü’yle yapılan hesap işlemleri El Harzemî’nin yapıtının IX. yüzyılda Lâtinceye çevrilmesiyle bu yönteme yöneldi. En tipik algoritma, cebir dilidir.

Devamını oku »

Algı

Nesnel dünyayı duyular yoluyla öznel bilince aktarma.

1.Etimoloji: Algı terimi, dilimizde de, Batı dilllerinde olduğu gibi almak kökünden türetilmiştir. Batı dillerindeki perception terimi, Hint-Avrupa dil grubunun almak anlamındaki kap kökünden gelir, ilkin Latinceye aynı anlamda capera sözcüğüyle geçmiştir.

2. Felsefe: Algı, dış dünyanın duyumlarla gelenimgesinin bilinçte gerçekleşen tasarımıdır. Nesneler duyu örgenlerini etkiler. Bu etki bilince aktarılır. Ne var ki algı, arı duyumlardan, ansal bir işlevi gerektirmesiyle ayrılır.

Örneğin görme duyumuz, her iki gözümüzde ve çeşitli plânlarda beliren iki ağaç imgesi getirir. Bu iki ağaç imgesi ansal bir işlevle tekleşir. Tekleşen bu imgeye, bellekte biriken eski algılardan gerekli olanlar da çağrışım yoluyla eklendikten sonra ağaç algısı gerçekleşmiş olur.

Özellikle görme, işitme ve dokunma duyuları insanın bilincine kavram ve düşünce yapımı için algısal gereçler taşırlar. Algı işlevini tarihsel süreçte duyumcular aşırı bir savla sadece duyuların, uscular da ürünü saymışlardır. Oysa algı duyusal-ansal bir işlevdir.

Algı, gerçek anlamında, öznenin, kendisinin dışında olanı alması demektir. Bununla beraber ruhbilimciler ruhsal edimlerle ilgili olarak, dış algı’ya karşı bir de iç algı’nın sözünü ederler. Felsefede algı terimi üç anlamda kullanılır: Algılama gücü, algı işlevi, algı olgusu.

3. Ruhbilim: Ruhbilimde bir deneğin belli bir sürece birbirinden ayırdedilebilen tepkiler gösterebildiği çevrenin tümüne algı alanı, algının beyinde gerçekleştiği süreye algı süresi, algının parçaları arasındaki ilişkilerden oluşan yapıya algısal yapı, çeşitli nesnelerin bir bütün olarak ya da bir nesnenenin özelliklerine ayrılmaksızın algılanmasına algısal birlik, duyularla gelen algısal gereçlerin bütünlenmesine ve anlamlandırılmasına algılaştırma,  sesn iletiminin bozulmasından doğan sağırlığa algılama sağırlığı, algılayarak öğrenmeye algısal öğrenme, belli bir örneğe uygun olarak algılama eğilimine algısal kurgu denir.

Alfa Kuramı

Uyarımın yinelenmesinde aynı tepkinin yeniden görüleceği varsayımı.

Alfa kuramı çoğunlukla doğrudur, ama aynı uyarımın aynı tepkiyi doğurmadığı da olur.

Alfabetik Yazı

Harflerle yazılan yazı.

Alfabetik yazı Fenikelilerin buluşudur. Günümüzde kullanılan alfabelerden çoğunun ilkörneği olan Yunan ve Elam alfabeleri, bu Fenike alfabesinden doğmuşlardır. Alfabenin bulunması ve kullanılması insanlığın babarlıktan uygarlığa geçisini niteler.

Alexandristes

Aristoteles’in yorumunda Aphrodisias’lı Alexandros’u izleyenler.

Rönesans Aristotelesçiliğinde İbni Rüştcüler‘le Alexandroscular, iki karşıt akım olarak çarpışmışlardır. İbni Rüştcülükte Yeniplatoncu öğeler bulunuyordu. İ.S. II. yüzyılda yaşamış olan Aristoteles yorumcusu Alexandros, Aristoteles’i nedentanrıcı anlamda yorumlamıştı.

Her iki akım da tansıkları ve bireysel ruhun ölümsüzlüğünü yadsıyorlardı. İbni Rüşt yorumu, kamutanrıcı bir yorumdur. Rönesans Alexandristlerinin başında Petrus Pomponatius gelir.

Âlem-Ül-Ecsâm

Nesneler evreni.

Arap düşünürü Muhyiddin B.Al-Arabî, Platon-Aristoteles-Plotinus birleşimi bir düşünceyle oluş aşamalarını şöyle sıralar: Ruhlar evreni, düşünceler evreni, nesneler evreni.

Bu duruma göre önce ruhlar, sonra düşünceler, en sonunda da âlem-ül-ecsâm oluşmuştur. Bunlar Osmanlıcada da kullanılan Arapça deyimle zûhur mertebeleri‘dir.

Alethiologie

Gerçeklik bilim.

Alman düşünürü Lambert, yapıtının, kendi uydurduğu Alethiologie terimini başlık yaptığı bölümünde doğru anlamındaki gerçekğin bilgisini araştırır. Doğru’nun ne olduğunu tanımlamaya çalışır.

Öğeleri incelemek ister. Doğru’yla yanlış’ı ayıran ölçüyü, klâsik ilkelerle çözümlediği kanısındadır.

Kaynak: Devlet

Devlet" src="http://static.ideefixe.com/images/302/302862_2.jpg" alt="" width="270" height="390" />

Platon’un bu eserini sizlere tanıtmaktan büyük sevinç duyuyorum: “Antik Yunan’ın ünlü düşünürü Platon’dan günümüze kadar ulaşan ölümsüz bir eserdir devlet.

Platon, bu eserde adaletin, doğruluğun, erdemin, ahlaksızlığın ve ‘doğru yönetim’in doğasını inceler. Biz de yüzlerce yılın ötesinden gelen bu sesi duymak için Platon’a kulak verdik. Tercümede Princeton Üniversitesi Yayınlarının 1989 tarihli edisyonu Republic’i temel aldık ve daha açık bir anlatım sağlamak için zaman zaman University of Verginia Library kaynaklı ikinci bir metre başvurduk.

Bilindiği gibi Socrates’in öğrencisi olan Platon, Socrates’in eşitsizlikçi düşüncelerini işleyip genişletmiştir. İlk ipuçlarını Socrates’in verdiği ‘bilgelerin yönetimi’ düşüncesini temellendirerek canlandırmış ve siyasi düşünce tarihinin ilk yönetim sınıflandırmalarından birini yapmıştır. Platon’un üzerinde, hocası Socrates’in etkisi okadar belirgindir ki Devlet’te, kendi namıyla değil Socrates ismiyle konuşur.

Çağdaşları Glaucon ve Adimantus’un, adaletin üstünlüğünün şimdiye kadar hiç kimse tarafından tatmin edici bir biçimde savunulmadığını, bu savunmayı kendisinin dilinden dinlemek istediklerini söylemeleri üzerine Platon, ya da devlet’te kullandığı adıyla Socrates, adaletin ve adaletsizliğin doğasını sorgulmaya başlar. Adil insan mı, yoksa adaletsiz insanın mı daha mutlu olduğunu görebilmek için öncelikli olarak adil devletin kurulması ve adaletin bu yapı içerisinde gözlemlenmesi gerektiğini düşünerek ‘ideal devlet’i inşa etmeye girişir.

İdeal devletin kuruluşunu Platon’un dilinden okumak gerçekten heyecan vericidir. Çünkü sadece değerler kuramına değil, bunun yanı sıra varlık ve bilgi kuramına  ilişkin görüşlerini de sunar Platon. Akıcı bir üslupla ilerleyen bu düşünce silsilesi içinde sansürden, öjenizme, ortak mülkiyetten anarşizme ya da seçkinlerin yönetimine kadar, bugün kala karşısında ya da yanında tavır aldığımız birçok olgunun öncüllerini görürür.

Anlaşılan o ki Devlet, daima okunacak, en azından insanlar ideal devletin nasıl olacağı konusunu düşünmeye devam ettiği müddetçe.

Türkçe
196 s. — 2. Hamur– Ciltli — 14 x 20 cm

Bu kaynağı: ” İdefix, İlknokta, Hermeskitap,Kitapyurdu ( vb. )” temin edebilirsiniz.

Neval AKBIYIK

Sayfa2 - 451234102030...Son »