Âletcilik

Amerikan düşünürü pragmacı John Dewey’in kuramları âlet sayan öğretisi.

Amerikan düşünürü William James’in uygulayıcılığından yola çıkan Amerikan düşünürü Dewey; bilimsel yasa, kuram ve kavramları birer alet saymaktadır. Başarılı olurlarsa iyi ve gerçektirler, başarılı olmazlarsa kötüdürler ve gerçek değildirler. Deneysel mantık adıyla  da adlandırılan âletçilik, nesnel bilimciliği yadsır.

Ona göre bilimin, belli bir durumda en elverişli davranışın araştırılmasını sağlamaktan başka hiç bir nesnel gerçekliği yoktur. John Dewey’in bu anlayışı, ustası W. James’in uygulayıcılık öznelliğe indirgediğinden ötürü de öznel düşünceci bir anlayıştır.

Alaya-Vijnana

Sekizinci bilinç.

Hint düşünürü Vasubandhu, kardeşi Asanga’yla birlikte İ.S V. yüzyılda kurdukları Yogacara felsefesinde sekiz bilinç çeşidi bulunduğunu savunmuştu. Sekizinci bilinç.alaya-vijnana‘dır.

Yogacara felsefesine göre düşünceler bir yerden gelirler, işlerini görürler ve gene o geldikleri yere dönerler. İşte düşüncelerin oturdukları bu mahzen sekizinci bilinçtir. Bu sekizinci bilinç, ilk yedi bilincin kaynağıdır ve tümünü içerir.

Aktwesen

Davranış özü.

Alman düşünürü Max Scheler’e göre çeşitli davranışların çeşitli özleri vardır. İşte bu çeşitli özlerin ortak yanı kişilik’tir. Öyleyse kişilik, şu ya da bu davranışın Aktwesen‘i değil, tümünün soyut bir birliğidir.

Ak töz

Beyinden başlayarak vücudun her yanını saran kılcıklar.

Ak töz adı verilen bu kılcıklar, telgraf telleri gibi, dış uyarımlardan aldığını beyne götürür. Beyin merkezleri arasında da bu kılcıklardan bulunduğu için, psiko-fizyoloji’de çarışım olgusunu bunların sağladığı sanılmaktadır.

Akatalepsia

Kavranılamaz.

Ünlü Yunan şüphecisi Timon, nesnelerin yapısını nitelemek için bu terimi kullanmıştır. Ona göre nesnelerin özü ya da gerçeği  Akatalepsiadır, bunu kavramaya çalışmak boşunadır.

Akademizm- Akademicilik

Sanatın her dalında son ve en yetkin biçimini bulmuş sayılan bir estetiğe bağlılık.

Akademicilik özellikle XVII. yüzyılda Fransa’da doğmuştur. Örneğin resim sanatında çizgiden renge kadar her sanatsal öğe kurallara bağlıyor, bu kuralların dışına çıkmak adete yasaklanıyordu. Akademizme karşı ilk tepki romantiklerle başladı. Sanat da, her evrensel olgu gibi, sürekli bir yetkinleşme içindeydi ve elbette belli bir çizgide donup kalamazdı.

Akademi

Bilim, edebiyat ve sanat kurumu.

1. Antikçağ: Platon okuludur. Akademos bahçesinde kurulduğu için bu adı almış, sonradan büyük yüksek yetkeli bilim ve sanat kurumlarını adlandırmıştır. İ.Ö. 387 yılında Atina’da kurulmuştu. Zamanla Platon öğretisi de bu adla anılmıştır. Eski, orta ve yeni Akademi olmak üzere iç evre geçirmiştir.

İ.S. V. yüzyılda Yeniplatonculuğun merkezi olmuş, 529 yılında Roma imparatoro Justinianus tarafından kapatılmıştır. Orta ve yeni akademiler Platonculuğu şüphecilik ve olasıcılıkla bağdaştırmaya çalılmışlardır.

2. Rönesans: XV. yüzyılın ikinci yarısından sonra İtalya’da çeşitli akademiler kurulmaya başlamıştır. Bunların en önemlisi Floransa’da kurulan Marsilius Ficinius’un Platoncu akademisidir. Bu akademi yüzyıla yakın bir süre Platonculukla Aristotelesciliği bağdaştırmaya çalışmıştır. Venedik’te Alde Manuce, Roma’da Pomponius Laetus vb. tarafından da bu nitelikte akademiler kurulmuştur.

Ne var ki bu akademiler felsefe dışı öğretilerle ve sanatlarla da uğraşmaya başlamışlardır. Örneğin Laetus’un akademisi arkeolojik araştırmaları amaçlamış, Arcadia akademisi şiir çalışmaları yapmıştır.

3. Yeniçağ: Bilimsel ve sanatsal akademiler bütün Avrupa’da yaygınlaşmıştır. Akademi deyimi, bu kurumlarla, Platon öğretisi dışında, bilim ve sanat kurumu anlamını kazanmıştır. Bu yeni akademilerin en ünlüsü ve  ilki Fransa’da 1570 yılında kral Charles XI. buyruğuyla kurulan şiir ve müzik akademisidir. Ünlü Fransız akademisi başbakan kardinal Richelieu’nün buyruğuyla kurulmuştur.

Bütün bilim ve sanat dallarına ulusal bir yön vermek ve çeşitli armağanlar ve yarışmalarla bilimcileri ve sanatçıları yüreklendirmek amacını güden bu akademinin üye sayısı kırk üyeyle sınırlandırılmıştır.

Ajivika

Özdekçi ve atomcu Hint felsefesi.

İ.Ö. VI. yüzyılda yaşadığı sanılan Markali Deva tarafından Hint dinlerine bir tepki olarak kurulmuştur. Kimi metinlerde adjivika biçimde de yazılıyor. Markali Deva’ya göre evrende her şey özdekseldir; toprak atomu, su atomu, ateş atomu ve hava atomu olmak üzere dört çeşit atomdan meydana gelmiştir.

Her evrensel nesne ve olgu bu atomların çeşitli birleşimlerinden oluşur. Yaratılmamış ve yokedilemeyen bölünmezler atomlar birleşme sayılarına göre yeni cisimler meydana getirirler. Ruh yoktur.

Sayfa3 - 45« İlk...2345102030...Son »