Açıklama

Ayrıntıları ve nedenleriyle birlikte açık ve seçik olarak, kavranılabilir bir biçimde anlatma.

Bir sorunu ya da olayı açıklama, onu çözümleme ve kendini meydana getiren öğelerine ayırma’yı gerektirir. Sözcük olarak; kapalıyı açma, açığa çıkarma, yayıp serme, açık gösterme anlamlarını kapsar. Gereği gibi bilinmeyen ya da belli olmayan herhangi bir şey, açıklama’yla belirtilir ve aydınlatılır. Açıklama, betimleyerek yapılır, bilimsel bir yöntem olarak bir nesnenin özünü sergileme amacını güder.

Yetkin bir bilgi edinme, ancak bilimsel açıklamayla olanaklıdır. Örneğin, Alman düşünür Karl Marx anamalcılığın özünü bilimsel olarak açıklamasaydı toplumculuğun gerekliliği bilinemezdi. Metafizik, açıklama terimini sözcük anlamında, özellikle tanrının kendi kendini açıp ortaya koyması anlamında kullanılmıştır. Açıklama; benzetme, nedenlerini sergileme, yasalarını meydana çıkarma vb. gibi çeşitli yollarla yapılabilir.

Acı Yitimi

Acıya karşı duyarsızlık.

Duyu yitiminden farklı olarak acı yitimi, dokunma duyarlığı varolduğu halde acıya karşı duyarlığın güçsüzleşmesini ya da büsbütün yokolmasını belirtir. Doktor Charcot bu durumun isteri hastalığının sonucu olduğunu tanıtlamıştır.

Kendi kendine talkınla elde edilebildiği gibi ameliyatlarda çeşitli ilaçlarla da sağlanabilir.Kendinden geçercesine aşırı inançıl dincilerin birçok işkencelerde acı duymamaları bir zamanlar enkizisyon mahkemelerinde susçuzluk olarak kabul edilmiştir.

Dolorizm- Acıcılık

Acıyı yeğleyen, yararlı, verimli, yükseltici bulan öğretilerin genel adı.

Hazcılık karşıtıdır. Antikçağ Yunan felsefesinde kinizm, acıcı bir öğretidir. Bütün çileci öğretiler de, kimilerince küçümseyici bir anlamda kullanılan bu genel adın kapsamına girerler.

Acı

Hoşa gitmeyen duygulanım.

1. Ruhbilim: Tinsel ağrı. Ruhbilimde acı, haz karşıtıdır. Hoşlanmama anlamını verir. Önce Aristoteles, tinsel ağrı duygusunu, tensel doygunluğa ulaşamamak ya da bu doygunluğu aşmakla açıklamıştır. Aristoteles’e göre tinsel duygularımız, tensel isteklerimizin gerektiği ölçüde karşılanmamasından doğarlar. Örneğin aç bir insan, yeterince doymamış ya da yettiğinden daha çok doymuşsa tinsel acı duyar.

Daha sonra Descartes, tinsel acı’nın, insana zararlı olanın zihinde yansımasıyla meydana geldiğini ileri sürmüştür. Faydacılık ve pragmacılık öğretileri de bu temeleden yola çıkmışlardır. Faydacılara göre, acı veren, pratik yanlış’tır. Pratik olarak yanlış davranıp davranmadığımızı bu ölçüyle anlayabiliriz, davranışımız bize acı vermişse yanlış demektir.

Acı ve haz, bütün canlıların ana itkileridir. Hayvan ve insan, acıdan kaçar ve hazza yönelir. Bu güçlü itkiler birçok felsefe öğretilerinin temel ilkeleridir. Antikçağ Yunan felsefesini kaplayan mutluluk temasının temelinde bu itkiler yatmaktadır. Hazcılık ve Kirene okulu öğretileri tümüyle acı-haz karşıtlığı üstüne kurulmuştur. Sokrates‘e göre acıdan kaçmak ve hazza yönelmek ancak bilgi’yle gerçekleşebilir. Yaramıza bıçak vurdurunuz, çünkü bilgi ilerdeki büyük acıdan korunmak için şimdiki küçük acıya katlanmamızı gerektirir. İnsan, acıdan bilgisizce kaçar ve hazzı bilgisizce isterse, yarasına bıçak vurdurmaz ve ölür.

2. Fizyoloji: Tensel ağrı. Çeşitli belirtilerle tanımlanır: A) Kassal belirtiler: Yüz kasılmaları, bağırma, vücudun aldığı durumlar. B) Kansal belirtiler: Yürek çarpıntısı, sararma, kızarma. C) Salgısal belirtiler: Terleme, gözyaşı. D) Sinirse belirtiler: Titreme, çırpınma.

Absolute Metaphern- Saltık iğretilemeler

Saltık iğretilemeler.

Alman düşünürü Hans Blumenberg, Paradigmen zu einer Metaphorologie adlı yapıtında iğretileme (Os İstiare) ‘lerin felsefe alanındaki gelişme sürecinde ilk zamanlar anlatım zorunluğundan doğan benzetmeler olmadıklarını, Absolute Metaphern denilebilecek felsefe iğretilemeleri bulunduğunu tanıtlamaktadır. Blumenberg’e göre bunlar öylesine iğretilemeler’dir ki kavramlarla anlatılamazlar ve kavramların anlattığından daha başka anlamlar verirler.

Örneğin çıplak doğruluk iğretilmesi, insanın kendisini Tanrı’ya sunduğu bir durumu anlatır ve bu iğretilemeden başka hiç bir kavramla bu anlam belirtilemez.

Absolute Kritik- Saltık Eleştiri

Saltık eleştiri.

Alman düşünürü Karl Marx, Genç Hegelciler’den sözederken kimi yapıtlarında absolute kritik ve kimi yerde de kritische kritik deyimlerini kullanmıştır. Önceleri kendisi de bir Genç Hegelci olan Karl Marx, birçok yazılarında Genç Hegelcilerin metafizik eleştiriciliklerini eleştirmiştir.

Absolute Indifferenz- Saltık Ayrımsızlık

Saltık ayrımsızlık.

Alman düşünürü Friedrich Wilhelm Joseph Schelling’e göre, doğa’nın başlangıcında Absolute Indifferenz vardı. Doğa kaynaşık bir bütünlük ve birlik içindeydi. Doğa’nın gelişmesi bu bütünlüğün adım adım birbirinden ayrılmasıyla olmaktadır. Oysa bu sürekli ayrılmaların ardında gene de o bütünlük vardır.

Absolute Empiricism- Saltık Görgücülük

Saltık görgücülük.

İngilizce düşünürü Bertrand Russel, çeşitli görgücülükı anlayışları bulunduğunu ileri sürerek bu anlayışları adlandırmaktadır. Absolute Empiricism, Pure Empiricism. Russel’e göre Absolute Empiricism bütün doğruları duyu organlarının verdiklerine indirger.

Bu anlayış, o kadar yanlış bir anlayıştır ki insan, günlük yaşamında, sağduyusuyla böylesine yanlışlıklara düşmekten kendisini korumaktadır. Russell An Inguiry Intı Meaning and Truth adlı yapıtında bu iki görgücülük anlayışına da karşı olduğunu belirtir.

Sayfa6 - 45« İlk...5678102030...Son »