Absicht

Niyet.

Alman düşünürü Immanuel Kant törebiliminde ödev‘e ve irâde‘ye büyük önem vermiştir. Ona göre “ödev, yasaya saygıdan doğan bir eylemin zorunluğudur”. Bundan ötürüdür ki bir eylemin törel değeri, Absicht‘de değil, kişiyi bu eyleme götüren ilkededir. Kant, kimi yerde, Osmanlıca maksat anlamına gelen Absicht terimi yerine Almanca Erfolg (Tr. Sonuç) sözcüğünü kullanmıştır.

Kant’a göre törel değer, herhangi bir eylemin sonucuna göre değil, ilkesine göre belirecektir. Ancak bu ilke önsel bir ilke, ödevsel bir ilke olmalıdır. Daha açık bir deyişle bu ilke, kişinin deneylerle kavradığı bilgileriyle belirlenmemelidir.

Abolitionnisme

Köleliğin ya da herhangi bir yasanın kaldırılmasından yanalık.

Lâtince abolere‘den gelen abolitionnisme‘in gerçek anlamı “köleliğin kaldırılmasından yanalık”tır. Politika dilinde “bir yasanın kaldırılmasından yanalık” anlamı verilmiştir. Herhangi bir yasanın kaldırılmasını isteyen politikacıya abolitionniste denir.

Abhaya

Korkusuzluk.

Budist felsefeye göre abhaya Buda’nın pek çok niteliklerinden biridir. Budist edebiyata göre Buda bir gün yolda giderken, kendisini kıskanan devadatta kudurmuş bir fili üstüne saldırtmış. Oysa kudurmuş fil, Buda’daki korkusuzluğun büyüsüne kapılarak ayaklarının dibine kapanmış, uysal bir kediye dönmüş.

Abdal'lar

Ermişler.

Arapça badal’ın çoğulı olan ebdâl (abdal), İslam gizemciliğinde özellikle Bektaşiliğin çok önemli bir derecesidir. Bektaşiliğin beşinci derecesi olan abdal’lar kırk kişidirler. Altıncı dereceden abdal’lığa yükselebilmek için bu kırk abdal’dan birinin ölmesi gerekir. Abdal’lara El-rukaba adı da verilmektedir. Görevleri yağmur yağdırmak, doğal âfetleri önlemek, savaş kazanmak gibi işlerde tinsel güçleriyle Müslümanlara yardım etmektir.

Abdallık derecesinin merkezi Suriye’dir. Babailik tarikatının kalıntıları olan ve Horasan erleri adıyla da anılan Rûm abdalları’nın, hem dinsel hem de dövüşçü güçleriyle, Osmanlı devletinin kuruluşunda büyük etkileri olduğu bilinmektedir. Geyikli baba, Abdal Mûsâ, Abdal Kumral bu Türkmen babalarının en ünlüleridir.

Abbilder

Nesnelerin ansal tasarımı.

Marksçılığın kurucularından Friedrich Engels imge anlamındaki bu Almanca terim üstünde önemle durmuştur. Çünkü düşünceciler ve örneğin Eugen Dühring gibi sözde özdekçiler araştırmalarına çıkış noktası olarak düşünce‘yi alırlar. Oysa düşünce, araştırmanın çıkış noktası değil, sonucudur. Düşünce, dış dünyadan duyumlarla algılanan abdilder’lerden başka bir şey değildir.

İnsan zihni dış dünyanın varlık biçimlerini kendi kendinden çıkarmamış, dış dünyadan imgelemiştir. Demek ki doğanın ve insanlığın bu imgelere uyması değil, tersine, bu imgelerin doğaya ve tarihe uymaları gerekir; eşdeyişle bu imgeler doğaya ve tarihe uydukları oranda doğru olabilirler. Engels’in daha sonra Lenin tarafından geliştirilen bu anlayışı birbirine karşıt iki dünya görüşünü, metafizik dünya görüşüyle eytişimsel dünya görüşünü kesinlikle birbirinden ayırır. Engels, kimi yerde Abdilder terimi yerine aynı anlamda Gedanken (Tr. Tasarım) terimi kullanmıştır.

Zaman Paradoksu

Zaman geçişinin devim hızına bağımlılığından doğan zaman farkı.

Bir uzay gemisinde otuz yıl gökte dolaşan bir astronot, uzay gemisindeki saatlere göre on altı yıl yaşamış olur. Şöyle örneklersek, uzay yolculuğundan döndüğünde kendisinden on yaş büyük olur, eşdeyişle ağabey küçük kardeş ve küçük kardeş ağabey olur. Bunun neden böyle olduğunu Albert Einstein özel bağıntılılık kuramında açıklamıştır. Bu neden çok açıktır: Çünkü zamanın geçişi, devim hızıyla bağımlıdır.

Uzay gemisinin devim hızı çok yüksek olduğundan gemideki saatler, dünyadaki saatlerden daha yavaş işler. Ne var ki dünya üstünde trenle giden bir adam, yaya yürüyene göre gençleşmez. Bunun nedeni de çok açıktır: Çünkü zamanın devim hızına bağımlılığı, ışık hızına yaklaşan çok yüksel hızlarda gözlenebilir. Küçük hızlarda farketmez. Bundan ötürüdür ki Pasifik Okyanusunu bir kutuptan  öteki kutuba bölen çizgiye uluslararası tarih çizgisi denir.

Bu çizgiyi geçenler, ya bir gün atlayarak yarın‘a geçerler, ya da bir gün geri giderek dün‘e dönerler. 1522′de İspanya’nın San Lucar limanı balıkçıları Magellan’ın gemicilerini çarşamba günü karşılamışlardı, oysa gemiciler o günün salı olduğunu söylüyorlardı. Şimdi kolaylıkla açıklanabilen bu bir günlük kayıp o zaman açıklanamamıştı.

Yöntem

Bilgi edinmek için tutulması gereken yol.

Her bilgi alanının kendine özgü bir bilgi edinme yöntemi vardır. Örneğin, matematiğin yöntemi başka, fiziğin yöntemi başka, tarihin yöntemi başkadır. Bu yöntemler, o bilgi alanında geçerli yasalardan çıkarılır. Bundan ötürüdür ki yöntem, önceden dilendiği gibi saptanmış bir kurallar topluluğu olamaz, nesnel ve bilimseldir. Felsefe, her bilime özgü ve tikel yasalardan değil, evrensel yasalardan çıkarmak zorundadır.

Çağımızda, birbirlerine bütünüyle karşıt durumda bulunan iki felsefe yöntemi geçerlidir. Bunlardan biri, eski metafizik yöntem, ikincisi yeni eytişim yöntemidir. Herhangi bir bilgi alanına yöntemsiz yaklaşmalar büyük engellerle karşılaşır, çoğunlukla da olanaksızdır. Bundan ötürüdür ki her bilimsel bilgi, yöntemini de birlikte oluşturmuştur. Ne var kii bütün bu özgül yöntemler, evrensel bir felsefe yöntemiyle bağımlı kılınmazlarsa yanlış sonuçlara varırlar.

Yeni ve Eski

Doğasal, toplumsal ve bilinçsel tüm süreçlerde meydana gelen iki karşıt güç.

Yeni ve eskinin karşıtlığı, evrensel gelişmenin itici gücüdür. Doğasal, toplumsal ve bilinçsel tüm gelişme süreçlerinde yeni, daima eskinin yerini alır.  Evrende her şey yenidir, eşdeyişle bir zamanlar yoktu; evrende her şey eskir, eşdeyişle bir zaman sonra olmayacaktır. Eski, bir zamanlar yeni olandır ve yeni, eskinin bağrında oluşandır.

Gelişmeyi eski köstekler, yeni destekler. Gelişme eskiyle yeninin savaşımıyla gerçekleşir. Gelişmenin itici gücü olan bu nesnel karşıtlık, eytişimsel ve tarihsel özdekçi öğreti tarafından ortaya konmuş ve açıklanmıştır.

Sayfa7 - 45« İlk...6789102030...Son »