Paris görüşmelerinde Yunan heyetinin üyesi ve Dörtler Konseyinin danışmanı olarak yer alan Harold Nicolson şunları yazmaktadır:
24 Mart: “Aşağı indim ve Amerikan delegesi Mezes’le görüştüm…..
Küçük Asya konusunda anlaşıyoruz.
Ayvalık’tan Selçuk’un kuzeyine kadar bir daire. Bu da bir şeydir.”. 28 Mart: “Amerikalı delege Arnold Tonybee ile Türkiye’nin geleceğini konuştuk.
Devamını oku »
Anzer Balı; Sadece ülkemizde üretilen eşsiz, çok kaliteli bir baldır.
Anzer balı sadece Anzer’de yetişen 80-90 tane kır çiçeği ile 450-500 çeşit çiçeği bulunan Anzer Yaylası’nda üretilir.
Kısaca Anzer Balı sadece ve sadece Çiçekli Köyü (ANZER) ve Ballıköy’ de üretilmektedir.
Bu balın standatrtlar uygunluğunu Hacettepe Üniversitesi tahlil sonucunda Anzer florası özellikleri taşıyorsa bu bala anzer balı deniyor.
Yani patentli bir baldır. Standartları vardır.
Devamını oku »
Osmanlı döneminde faytonların ve at arabalarının arkasına yazılan yazılara örnekler;
medreselim (entelektüel)
o şimdi yeniçeri (militarist)
hatalıysam: tiz kellesi vurula (realist)
tek rakibim hezarfen ahmet çelebi (postmodern)
padişahım çok yaşa (oportunist)
yezidim ama akce bende
babadan ogula degil alınteri
mekteplim
rahmetli de şahlanırdı
padişahım çok yaşa (yalaka yeniçeri)
hataliysam kellemi vurun, kaziga oturtun
paşa babam sağolsun
Devamını oku »
Hem Mustafa,hem de Kemal
Ne de güzel isimleri,
İçimizi ısıtıyor
Sevgi saçan resimleri.
Soyadı bir başka güzel
Coşar onu söylerken Türk,
Seviyoruz, özlüyoruz
Her şeyimizdir Atatürk.
İSMAİL MALATYA
20 Kasım’da Konferans açıldı. 21 Kasım’da İsmet Paşa Curzon’la konuştuğunu, kendisine en önemli konunun sorulduğunu, “tam bağımsızlık” dediğini yazar. Curzon İsmet Paşa’nın açılıştaki ünlü söylevini sert bulunduğunu söyler, “ızdırap çekmiş bir milletin şikayetleri” diyen İsmet Paşa havayı şu cümleyle açıklar: “…dış görünüş fırtınadan önceki tatlı yel gibidir”. Yine aynı gün “… sabah iç tüzük görüşüldü.
Hemen her maddesine karşı çıktık” der. 26 Kasım: “Curzon kapitüler devletleri konferansa çağırmış. Onlarla görüşmeyeceğini duyurdum”. “İtalyan delegesi Montagna beni protesto etti.
Çok etkilendim. Ona, ben protesto bilmem, böyle protesto edersen bir saat sonra savaşa gireriz” dedim. Montagna telaşlandı, “savaş lafını nereden çıkardınız? Ben tüm ömrümde emir aldım, emir verdim. Bunun dışında protestoydu, cilveydi böyle şeyler bilmiyorum” dedim. Asla taviz verilmemiştir; dimdik, onurla tartışılmıştır.

Bekle Beni
Bekle beni, döneceğim
Bütün direncinle bekle beni.
Bekle hüzün yağmurları
Gökyüzünü kaplayınca,
Karakış üşütürken bekle,
Sarı sıcaklar yakarken bekle.
Kimseler beklemezken bekle beni,
Unut anılarla yüklü bir geçmişi
Ne bir mektup ne bir haber
Gelmesin ne çıkar, bekle beni
Bekle beni döneceğim
Bekle, yalnızca sen bekle beni.
Bekle beni döneceğim, bırak
Beklemekten usanmış dostlarım
Oğlum, anam, yoldaşlarım
Öldüğümü sansınlar benim
Umudu kesip bir ateşin başında
Beni yad edip içsinler ama sen
İçme sakın yürek acısı o şaraptan
İnançla, sabırla bekle beni.
Devamını oku »
Lozan’da Türk Heyeti’ne azınlıkların kişi ve aile hukukuna ilişkin imtiyazlarının muhafazası için büyük baskı yapılmıştır. Yani Osmanlı Dönemi’ndeki çok hukukluluğun devamı için. Türk Heyeti ise, azınlıkların korunmasını, Türkiye’nin bütünlüğüne ve bağımsızlığına halel getirecek bir bahane olarak kullandırmama talimatı almıştı. Avrupalı temsilcilerin çok hukukluluğun uygulanmaya devam edilmesi konusunda bu kadar ısrarlı ve baskıcı olmalarının nedeni Türkiye’nin herkese uygulanabilir, modern kanunları kabul etmesi değil; hukuktaki kargaşa devam ettirilerek ve bundan yararlanılarak devletin iç işlerine müdahale yolunun açık tutulmasıdır.
Devamını oku »
Atatürk der ki, “….Eğitimdir ki bir ulusu özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir toplumsal kurum durumunda yaşatır veya bir ulusu köleliğe ve sefilliğe bırakır….”. Atatürk’ün okuma merakının getirdiği kültür ve bilgi birikimi, onun, yaşadığı dönemin olağanüstü şartlarını iyi kavramasına, doğru değerlendirmesine yol açmıştır. Ömrü boyunca da okumuş, çevresindekileri bir öğretmen gibi hep eğitmiştir. Olağanüstü yeteneği, karizması, askerî dehası, iradesi, enerjisi, bilgi ve kararlılığıyla ulusumuzu ve topraklarımızı sürüklendiği sondan kurtarmıştır.
Atatürk cesurdur. “Cesaret benim karakterimdir” der. “Zafer, zafer benimdir diyebilenlerindir” der. Çalışmadan, emek sarf etmeden, kaderle, şansla başarıya ulaşılamayacağını gösteren en doğru, en güçlü örnektir. O bir düşünürdür. Yurdunu sever, Türk ulusuna inanır. Ona tarihi bağlılığını sımsıkı sürdüren Türk ordusuna güvenir. 19 Mayıs 1919′da Samsun’a çıktığında 38 yaşındadır. “Samsun’a çıktığımda elimde maddi hiçbir kuvvet yoktu. Yalnızca ulusumun asaletinden doğan ve vicdanımı dolduran manevi bir kuvvet vardı. İşte ben bu kuvvete Türk ulusuna dayanarak işe başladım” der. Kurtuluş Savaşı’nın komutanıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu devlet adamıdır. 57 yıllık kısa yaşamında “olmaz”ı başardı; Türk mucizesini gerçekleştirdi. Tüm dünyaya haksızlığa karşı direnme gücünün en güzel örneğini ve bize Misak-ı Milli sınırları içinde onurlu bir çağdaş Cumhuriyet bıraktı.