Lozan’da Türk Heyeti’ne azınlıkların kişi ve aile hukukuna ilişkin imtiyazlarının muhafazası için büyük baskı yapılmıştır. Yani Osmanlı Dönemi’ndeki çok hukukluluğun devamı için. Türk Heyeti ise, azınlıkların korunmasını, Türkiye’nin bütünlüğüne ve bağımsızlığına halel getirecek bir bahane olarak kullandırmama talimatı almıştı. Avrupalı temsilcilerin çok hukukluluğun uygulanmaya devam edilmesi konusunda bu kadar ısrarlı ve baskıcı olmalarının nedeni Türkiye’nin herkese uygulanabilir, modern kanunları kabul etmesi değil; hukuktaki kargaşa devam ettirilerek ve bundan yararlanılarak devletin iç işlerine müdahale yolunun açık tutulmasıdır.
ATATÜRKÇÜLÜK EĞİTİMİ
Atatürk der ki, “….Eğitimdir ki bir ulusu özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir toplumsal kurum durumunda yaşatır veya bir ulusu köleliğe ve sefilliğe bırakır….”. Atatürk’ün okuma merakının getirdiği kültür ve bilgi birikimi, onun, yaşadığı dönemin olağanüstü şartlarını iyi kavramasına, doğru değerlendirmesine yol açmıştır. Ömrü boyunca da okumuş, çevresindekileri bir öğretmen gibi hep eğitmiştir. Olağanüstü yeteneği, karizması, askerî dehası, iradesi, enerjisi, bilgi ve kararlılığıyla ulusumuzu ve topraklarımızı sürüklendiği sondan kurtarmıştır.
Atatürk cesurdur. “Cesaret benim karakterimdir” der. “Zafer, zafer benimdir diyebilenlerindir” der. Çalışmadan, emek sarf etmeden, kaderle, şansla başarıya ulaşılamayacağını gösteren en doğru, en güçlü örnektir. O bir düşünürdür. Yurdunu sever, Türk ulusuna inanır. Ona tarihi bağlılığını sımsıkı sürdüren Türk ordusuna güvenir. 19 Mayıs 1919′da Samsun’a çıktığında 38 yaşındadır. “Samsun’a çıktığımda elimde maddi hiçbir kuvvet yoktu. Yalnızca ulusumun asaletinden doğan ve vicdanımı dolduran manevi bir kuvvet vardı. İşte ben bu kuvvete Türk ulusuna dayanarak işe başladım” der. Kurtuluş Savaşı’nın komutanıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu devlet adamıdır. 57 yıllık kısa yaşamında “olmaz”ı başardı; Türk mucizesini gerçekleştirdi. Tüm dünyaya haksızlığa karşı direnme gücünün en güzel örneğini ve bize Misak-ı Milli sınırları içinde onurlu bir çağdaş Cumhuriyet bıraktı.
Türk Devrimi.
Atatürk’ün deyimiyle “inkılâp, Türk milletini son asırlarda geri bırakmış olan kurumlar yıkılarak, yerlerine milletin en yüksek medeni gereklere göre ilerlemesini sağlayacak yeni kurumları koymaktır”. Türk milletini çağdışı bırakan, gelişimini engelleyen kurumlar kaldırılmıştır.
Tek kişinin değil, ulusun egemenliğine dayanan Meclis’in açılışı, 1921 Anayasası, Saltanat, Hilafet’in kaldırılması, Cumhuriyet’in ilânı, laiklik ilkesinin adım adım gerçekleştirilmesi siyasi inkılâplardır.
Anadolu’da Çay Üretimi
Zihni Derin 1904′de Halkalı Yüksek Ziraat Okulu’nu bitirmiştir. Tarım Genel Müdürü olan Derin, Rize’ye gelir ve hazineye ait bir bölgede onbeş dekarlık bir arazide çalışmalara başlar. Doğu Karadeniz Bölgesi’nin iklim koşulları ve toprak yapısının çay üretimine uygun olduğu görüşüne varır.1924 yılında Batum’a gider ve incelemeler yapar. Dönerken yanında çay fidanları ve tohumları da getirir.
Aynı yıl Rize’de çay, fındık ve turunçgil üretimi ile ilgili olarak özel bir kanun çıkarılır ve Rize’de “Çay Araştırma Enstitüsü” kurulur. Zihni Derin Devamını oku »
Lihtenştayn Nerededir?
Adı sanı duyulmamış küçük ülkelerden biri. Avusturya ile İsviçre arasında kalan bu küçük ve zengin ülke, 1719′da Lihtenştayn ailesinin Schellenberg soyluluk ünvanını almasıyla kuruldu. 1851′den itibaren Avusturya ile para ve gümrük birliğine giden ülke,1866′da bağımsız bir devlet oldu.1921′de hazırlanan anayasa ile parlamenter bir monarşiye dönen ülkede,1988′de yapılan üçüncü halk oylaması ile kadınlar, sadece oy verebilme hakkına kavuşabildi.. Ülke 1990′da Birleşmiş Milletlere katıldı.
Ren Nehri ile Vorarlberg Alpleri arasında yer alan ülke, 2500 metreyi aşan dorukları, dağlık ve ormanlık alanlarıyla doğal güzelliklerinden söz ettiren bir ülke. Başkenti Vaduz, resmi dili Almanca olan bu ülke, pul basımı ve satışı konusunda dünyanın bir numaralı ülkesidir. Devlet gelirinin yüzde onu kadarını pul basma ve satışından sağlamaktadır.
BAŞARININ YOLLARI
Ne istediğinizi ortaya koymuşsanız, bunun bütün gereklerini yapıyorsanız, samimi bir çaba içindeyseniz ve bütün bunları yaparken hiçbir şeyi abartmıyorsanız sonuçta başarı kaçınılmaz.
Tren yolu yaparken bütün engellere rağmen ilerleriz, hiçbir zaman karşımıza çakan ilk dağ ya nehir kenarına son istasyonumuzu inşa etmeyiz; köprüler yapar, tüneller açarız.
Hayatta da karşımıza çıkacak engelleri ya altından ya üstünden ya da etrafından geçmeye, büyük küçük her engele rağmen ilerlemeye mecburuz.
Her engel; bir anlamda kararsızlığımızın, korkularımızın parçasıdır. Engellerin en yıldırıcısı insanın kendisidir. Eğer bir insan kendine engel olamıyorsa onu durdurabilecek hiçbir şey yoktur.
‘Kendime engel olmayacağım.’ Diyenlere ne yazık ki ufukta başarı görünmüyor.
Zeynep ALTIN
Cem Yılmaz’ın Atatürk Şiiri
internette Cem Yılmaz’ın Atatürk şiirine rastladım çok hoşuma gitti.
Sizinle paylaşmaya karar verdim. Çok komik..














